Ah! Doğru mu acaba, bu ben miyim? Dışarıdan duyduğum bu çığlıklar, rıhtımda koşuşan şu neşeli insan kalabalığı, kışlalarında hazırlanan şu jandarmalar, şu kara giyinmiş rahip, şu kırmızı eldivenli adam hepsi de benim için hazırlanıyor! Ölecek olan benim için! Şimdi burada duran, yaşayan, hareket eden, soluk veren, bütün masalara benzeyen bu masanın önünde oturan ve şu anda başka bir yerde olabilecek ben; dokunan ben, duyumsayan ben, giysisi buruş buruş olan ben!
….Ah! Bunun nasıl bir şey olduğunu, nasıl ölündüğünü bilseydim keşke! Ama korkunç bir şey, bilmiyorum.