Dünyanın büyük kitaplarındaki bilgi, hakikatin bulunmasına yardım edemez mi?
Hayır, çünkü bilgi senin değildir. Ödünç alınmıştır. Hakikati ödünç alabilir misin? Hakikat, aktarılamaz; onu sana kimse veremez. Hayattaki bir üstat bile sana onu iletemez. Sen öğrenebilirsin ama sana öğretilemez. Ya ne kadar kutsal olurlarsa olsunlar, cansız kitaplara ne demeli? Orijinal bir kaynaktan geliyor olmaları lazım; tam kaynaklarında bir üstat, uyanmış biri olmalı ama şimdi kelimelerden başka bir şey değiller. Hakikatle ilgili kelimelerden, hakikatle ilgili malumattan ibaretler.
Anladığını zannetme. Anlamıyorsun. Bilgin, hakikati görmezden gelmenin bir yolu. Bu cehaleti bırak; cehalet daha fazla bilgi toplanarak bırakılamaz. Cehalet ancak önceden biriktirdiğin bilgi bırakılarak bırakılabilir. Bilgi, bilmenin engelidir. Bilgi bırakıldığında, bilme gelişir.
Zihninizin içinde neler olup bittiğini bir gözlemleyin.
Sürekli bir iç gevezelik, bir tartışma yaşanıyor orada.
İç konuşma bittiği zaman, derin boşluğa düştüğünüz zaman, tartışmalar, lehte aleyhte olmalar, sözcükler, düşünceler bittiğinde ancak hakikat mümkün olur.
İç konuşmalar kesildiğinde, işte o anda pencere gökyüzüne açılır.