MEHMET TURGUT

“Bir gün Abdullah ibn Revaha eşinin kucağına başını koyarak ağlamaya başlar. Bunun üzerine eşi de ağlamaya başlar. Abdullah ibn Revaha sorar: Neden ağlıyorsun? Eşi de seni ağlarken görünce ben de ağladım. Ya peki sen neden ağladın? Abdullah ibn Revaha cevap verir: Birden aklıma وَاِنْ مِنْكُمْ اِلَّا وَارِدُهَاۚ كَانَ عَلٰى رَبِّكَ حَتْمًا مَقْضِيًّاۚ “Sizden cehenneme uğramayacak yoktur. Bu, Rabbinin yapmayı üzerine aldığı kesinleşmiş bir hükümdür.” (Meryem 71) ayeti geldi. İşte cehenneme uğradıktan sonra oradan kurtulup kurtulamayacağım endişesi beni ağlatmaktadır.” (Hakim , Mustedrak) Bu ayetin hemen sonrasında Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: ثُمَّ نُنَجِّي الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا وَنَذَرُ الظَّالِم۪ينَ ف۪يهَا جِثِيًّا “Sonra biz, takvalı olanları cehennemden uzak tutarız; zalimleri ise dizüstü çökmüş olarak orada bırakırız.” Ya Rabbi! Zalim olmaktan, zalimler gibi dizüstü çöküp azaba duçar kalmaktan sana sığınıyoruz. Bizleri Cehennem ateşinden kurtulacak takva sahiplerinden eyle…(amin).
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Sizler karış karış, arşın arşın sizden öncekilerin yolunu izleyeceksiniz/onların inançları ve yaşayışlarını ölçü edineceksiniz. İnsanın giremeyeceği küçük bir keler / kertenkele deliğine girecek olsalar, siz de onları takib edeceksiniz.” (Hz. Peygamberin gelecekle ilgili bu ürpertici açıklaması üzerine biz sahâbîler) sorduk: "Ya Resûlellah! (İzlerini takib edeceğimiz bu topluluklar) Yahûdiler ve Hristiyanlar mı olacak?" Şöyle buyurdu: “Ya başka kimler olacaktı?” (Buhari, i'tisam 14, Enbiya 50; Müslim, İlm 6).
Din
Hz. Ali (ra) anlatıyor: “Hz. Peygamber (asm) bir gün beni yanına aldı ve Mekke dışına çıkarttı. Beraberce Kur’ân okuyorduk, yani bana Kur’ân öğretiyordu. Bir koyun sürüsü gördü. Bana o sürüyü göstererek şöyle dedi: “Yâ Ali! Sana beş bin koyun vermemi mi istersin, yoksa dünya ve ahiretin için faydalı olan beş kelime öğrenmek mi istersin?” Ben dedim: “Ey Allah’ın Resulü! Beş bin koyun az değildir; ama ben o beş kelimeyi öğrenmek isterim.” Bunun üzerine Peygamberimiz (asm) buyurdu: “Yâ Ali! Allah’a şöyle duâ et: ‘Allahım! Günahlarımı affet. Ahlâkımı güzelleştir. Bana helâl rızık ver. Bana verdiğin nimetlerle yetinmemi sağla. Beni yasaklamış olduğun şeylere, amellere meylettirme. Kalbimi muhafaza et!” Kenz I/305 (İbnü’n-Neccar’dan).
Din
Siz Hiç Dikenli Bir Yolda Yürüdünüz mü? Hz. Ömer (ra), bir gün Übey bin Kâ’b (ra)’a takvânın ne olduğunu sormuştu. Übey (ra) da ona: “–Sen hiç dikenli bir yolda yürüdün mü ey Ömer?” diye mukâbelede bulundu. Hazret-i Ömer: “–Evet, yürüdüm.” karşılığını verince de bu sefer: “–Peki, ne yaptın?” diye sordu. Hz. Ömer: “–Elbisemi topladım ve dikenlerin bana zarar vermemesi için bütün dikkatimi sarf ettim.” cevâbını verdi. Bunun üzerine Übey bin Kâ’b (ra): “–İşte takvâ budur.” dedi. (İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 42) Takvâ, Allah’ın râzı olmayacağı bir hareketten titizlikle kaçınmak, Allah’ın emirlerini de büyük bir hassâsiyetle yerine getirmektir.
Din
Hz. Ömer (r.a.) Resûlullah (s.a.v.)’in kabrini ziyaret eder. Kabri önünde bir bedevinin dua ettiğini görür ve arkasında durup duasını dinlemeye başlar. Şöyle dua etmektedir bedevi: “Yâ Rabbi! Bu senin Habibin, ben de kulunum. Şeytan da düşmanın. Eğer beni bağışlarsan habibin sevinir, kulun kazanır, düşmanın üzülür. Beni bağışlamazsan habibin üzülür, düşmanın sevinir, kulun helak olur. Yâ Rabbi! Sen habibini üzmekten, düşmanını sevindirmekten, kulunu helak etmekten daha cömertsin. Yâ Rabbi! Araplar arasında asil insanlar vefat ettiklerinde kabri başında kölesini azat etme geleneği vardır. İşte Alemlerin Efendisi vefat etti. Kabri başında Beni cehennemden âzât et”. Bunun üzerine Hz. Ömer avazı çıktığı kadar: “Yâ Rabbi! Bu Bedevi’nin Senden istediğini ben de istiyorum” diye bağırır. Sakalı ıslanıncaya kadar hıçkıra hıçkıra ağlar. Bedevî dayanamaz ve: Ey Müminlerin Emiri! Sen de mi ağlıyorsun! der ... Merhametlilerin en merhametlisi olan Allahım Bizi de, ana-babamızı da, sevdiklerimizi de, üzerimizde hakları olanları da cehennemden âzât et. Ya Rabbi! Biz de o bedevinin istediğini istiyoruz kabul eyle Allah’ım..! Amin... (Hadis, Tirmizî,14.).
Din