Cezayir toplumunu kendi yapısı içerisinde vurmak istiyorsak, her şeyden önce kadını fethetmeliyiz. Gizlendikleri çarşafın içinden çıkarılıp, çarşaf ve kapalı giyim hakkında nefret telkin edilir. Kadın elde edilmediği müddetçe Cezayir erkeği yerinden hiç kımıldamayacak, işgalci tarafından sürdürülen kültür tahribatına karşı direnecek, asimilasyona imkan vermeyecektir.
"Size söylemek istediğim, ölümün her zaman bizimle, hep yanıbaşımızda olduğudur; önemli olan ondan ne zaman kaçıp kurtulacağımız değil, inandığımız fikirler için elimizden gelenin azamîsini yapıp yapmadığımızdır... Eğer en başta bir amacın hizmetkârı değilsek, halkın, adalet ve özgürlüğün sevdalısı değilsek, yeryüzünde bir hiçiz demektir."
Bir sömürge toplumunda Batı tıbbı kendi toprağında taşıdığı anlamdan çok farklı bir anlama bürünür. Önceliği ağrıyı dindirmek gibi görünse de, kendisi sömürgeci yağmanın bir parçasıdır. Cezayirlileri sorgulanmasında bilincini kaybetmesine neden olan ilaçlar ve elektro şok kullanılmıştır. İşkenceyle can vermişse ölümün doğal yollarla olduğuna dair düzmece raporlar devreye sokulur. Sonuç ya ölü bir mahkum ya da parçalanmış bir kişiliktir.