"Hırçın Kız, Robinson Crusoe ve Gulliver'in Seyahatleri gibi klasik eserlerdeki ana karakterleri incelediğinde Mannoni şunu görür: Kaybolmuş, sürülmüş, gemisi batmış Avrupalılar vardıkları kıyıda doğalarının ve kültürlerinin üstünlüğü sonucunda hâkimiyeti ele geçirir, yerlilere boyun eğdirirler. Bu uzak diyarlardaki yerliler yarı insan, insanaltı, kolayca kullanılan, tekamül etmemiş ahmak yaratıklar olarak resmedilirler. Bu eserler Avrupa psikolojisinde sessiz sedasız varlığını sürdüren duygu, düşünce ve düşlemler hayali karakterlere yansıtılmıştır."