Son kısımlarda sıkıldığımı itiraf etmeliyim,daha önce paylaştığım özgürlük tanımı ve “atı suyun kenarına götürebilirsiniz ama su içiremezsiniz” cümlesi kitabın anafikrini özetliyor aslında.Daha önce okuduğum Freud ve Jung’ın tam tersine “travma” yı ve geçmişin bu günü şekillendirdiği fikrini reddeden,hayatın doğrusal bir çizgiden çok noktalardan yani anlardan oluştuğunu,sorunların temelinin kişiler arası ilişkiler olduğunu anlatan Adler ekolünden bahsediyor,özellikle kişilerin “görev” ve “mesafe” kavramını koruduğumuzda hayatın sadeleşeceği ve bir çok sorunun kendiliğinden düzeleceğine gönülden inanıyorum.Şaşırtacak sarsıcı fikirlerle hayata bakış açınızı değiştirecek bir kitap.
Bir kişi çıkıp da bir tepeden aşağı yuvarlanan bir kaya gibi yaşamanın ve bu tür eğilimlerin veya arzuların ya da dürtülerin kişiyi ne zaman isterlerse ele geçirmesine izin vermenin “ÖZGÜRLÜK “ olduğunu söylerse yanılmış olur.Gerçek özgürlük,kişinin yuvarlanan halini aşağıdan yukarı itmesine yakın bir tavırdır.