E

Onlara gösterebilsem ki hayatta bütün fikirleri, bütün hareketleri, bütün niyetleri, hatta bütün inançları, hepsi, hepsi de yanlış ve zararlıdır; onlara feryat ederek haykırsam ki insan böyle yaşamaz, hayat böyle helak ve ziyan edilmez ve bize yazıktır, madem­ki biz de mutlu milletler gibi insan olarak dünyaya gelmişiz, bu hayatlara acımak, insan gibi yaşamaya çalışmak gere­kir...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gerçek şu ki biz her şeyde olduğu gibi terbiye ve evlilikte de körü körüne aymazlık ve karanlık içinde, düşünmeden, sersemler gibi şuursuzca hareket ediyoruz ve böylece, bize teslim edilmiş olan bu hayatları israf ve ziyan ediyoruz. Her şeyimiz gibi hayatımızın en önemli meselesi olan evlilik de yalnız tevekkülle idare olunuyor ve tesadüfün keyfine bağlı kalıyor.
Bugün bu verdiğiniz kocayı kabul etmesem, bu hayata isyan etsem, mutlu olmak için kendi hayatımı elime alsam, her insanın mutlu olma hakkını kullansam... O zaman, "Namussuz kız! Bizi rezil etti," derler. Halbuki siz beni belki ebediyen mutsuz ve sefil edeceksiniz.
Mademki onlar da her ana baba gibi beni böyle evlendi­recekler, bana vere vere böyle bir hayat vereceklerdi, niçin, niçin beni böyle bir terbiyeyle süslediler? Niçin bana böyle fikirler, böyle emeller vermeye müsait bir hayat yaşattılar? Ben fikirsiz, hissiz, cahil bir kız olsaydım, o zaman oh ne ala olurdu, hiç olmazsa düşünmeden, bilmeden bu hayata memnuniyetle girerdim ve başıma gelen felaketi kaderime yorar, tevekkül içinde ıstırap çekerdim. Halbuki onlar beni okutup aydınlattılar, bana dünyanın, hayatın, kaderin ne olduğunu öğretecek bir terbiye verdiler; insana yaşayacağı hayata göre bir terbiye vermek gerektiğini düşünemediler ve bugün böyle bir kıza, "Haydi zindana! Çünkü başka türlü yapmaya memleketin hali ve adeti müsait değil..." diyorlar. Peki, bunu niçin önceden düşünmediniz?
Nasıl olur da bizim, kadınların da bir kalbimiz, bir hissimiz, bir emelimiz oldu­ğunu düşünmüyorlar ve onur, hayat lezzeti yalnız erkek­lerin tekelinde oluyor?