Yusuf Yaşaroğlu

Ayakkabım tam on üç yıldır benimle. Siyonist düşmanla savaşmaya başladığım intifadadan beri aynı ayakkabıyı giyiyorum. İntifadadan o kadar yıl geçmesine rağmen halen ayakkabımın üzerinde, silahlarını aldıktan sonra kafalarını ezdiğim Siyonist askerlerin kanları var. Siyonist askerler, bu silahlarla masum çocukları, kadınları, yaşlı insanları ve direnişçi savaşçıları şehit ediyorlardı. Benim ayakkabım sizin ayakkabılarınız gibi güzel ve parlak değil, yırtık ve tozla kaplı. Fakat üzerinde çocuk katili Siyonist askerlerin kan izlerini taşıyor. Bu yüzden ayakkabıma her baktığında izzet, şeref ve gurur duyuyorum.
Filistin
Reklam
Gazze"de ölüm kusan bombalarla yerle bir olan, bir zamanlar evleri iken devasa yıkıntıya dönüşen enkazın üstünde oturmuş acının en derinini yaşayan Gazzeli anaların, kadınların, çocukların resimlerini görünce kendi ruhsal gerçeğimizin sarsıntısıyla irkilmeyen var mıdır? Gerçekten böyle bir acıyla yüz yüze geldiğinde, felaketten de öte zulme maruz kaldığında insan hüzün, acı, isyan, dua, lanetin hangisine tutunur? Bir anda hayatından çekilen her şeye karşı nasıl bir tepki verebilir? Evladının parçalanmış küçük bedeni karşısındaki bir annenin isyan ve inkara sürüklenmeden hüzünle karışık vakur duruşunu ne sağlayabilir? Akif Emre yenisafak.com/yazarlar/akif-e...
Filistin
"Geliniz ey ehl-i İslâm. Hep beraber ağlaşalım. Hâyır, hâyır! Gözyaşlarıyla, feryad ile tedavisi mümkün değil bu derdin... Allah için uğraşalım." (Tarihçe-i Hayat, s. 635)
1000Kitap
Sen şehitsin, biz de şahidiz.
Filistin
Zûlme rıza zûlümdür!
Çocuklar gökyüzüne baktığında yıldız görmeli, bomba değil! #RafahOnFire
Refah da katliam