رَبِّ هَبْ لٖى حُكْمًا وَاَلْحِقْنٖى بِالصَّالِحٖينَ
Evet ümidvar olunuz, şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sadâ, İslâmın sadâsı olacaktır!
Bediüzzaman Said NursîRisale-i Nur Külliyatı
Risale-i Nur, insanın mahiyetini, vazifesini ve nereden geldi? Nereye gidiyor? Yaratılışındaki hikmetleri nelerdir? Kur'ân'ın bu asır fehmine göre açıklıyor.
İman Hakikatlerini öyle izah ediyor ki, neredeyse perdeyi kaldıracak derecede ispat ve akıllarda şek, şüphe bırakmıyor.
Risale-i Nur sadece akıl ile anlaşılan bir eser olmadığı, hem kalbi hem ruhu hem vicdanı hem nefsi hem bütün letaifleri beslediği için, insan mahiyeti itibarı ile tam istifade ediyor. Yani akıl ile her meselesini tam anlayamasa da diğer letaifler hisselerini alıyor. Kur'ân dersi olan Risale-i Nur bütün letaifleri inkişaf ettirdiği için, insan kısa bir zamanda çok mühim imani mertebeler kazanıp, tahkikî imanı elde edebiliyor.
Risale-i Nur Külliyatı, Kur'ân'ın ahirzaman insalarına bir hitabı, bir dersi, bir tefsiri olduğu için, sadece bir kişi veya cemaatin değil, bütün insanların maddi manevi istifade edebileceği eşsiz ve harikulade eserlerdir. Milyonlarca Nur Talebesi bu sözü tasdik edip, insanlığın bu eserlerden yararlanması için her türlü fedakarlığı yapmış ve yapmaktadır.
Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yüz sene önce bizim dilimizde bir eseri anlamayışımız eserin ayıbımı, yada eserinin zorluğumu? Hayır bizim dilimizi, kendi kavramlarımızı bilmeyişimizdendir.
Biz Kur'an şakirdleri olan Müslümanlar, bürhana tâbi oluyoruz. Akıl ve fikir ve kalbimizle hakaik-i imaniyeye giriyoruz. Başka dinlerin bazı efradları gibi ruhbanları taklid için bürhanı bırakmıyoruz. Onun için akıl ve ilim ve fen hükmettiği istikbalde, elbette bürhan-ı aklîye istinad eden ve bütün hükümlerini akla tesbit ettiren Kur'an hükmedecek.
Bediüzzaman Said Nursî
İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inadlı taleb ve hâkeza şedid hissiyatlar, umûr-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı, şiddetli bir surette fâni umûr-u dünyeviyeye tevcih etmek, fâni ve kırılacak şişelere, bâki elmas fiatlarını vermek demektir.
Bediüzzaman Said Nursî
İnsanlar, insana verilen cihazat-ı maneviyeyi, eğer nefsin ve dünyanın hesabıyla istimal etse ve dünyada ebedî kalacak gibi gafilane davransa, ahlâk-ı rezileye ve israfat ve abesiyete medar olur. Eğer hafiflerini dünya umûruna ve şiddetlilerini vezaif-i uhreviyeye ve maneviyeye sarfetse, ahlâk-ı hamîdeye menşe', hikmet ve hakikata muvafık olarak saadet-i dâreyne medar olur.
Bediüzzaman Said Nursî