M İkbal

6/10
·320 syf.··
2026 1. kitabı
2025 Pulitzer Kurmaca Ödülü'nü kazanan bu kitap, afroamerikan edebiyatının en güncel yapıtlarından biri. Kitabın temel meselesi kölelik ve dolayısıyla ırkçılık. Afroamerikan edebiyatında şu ana kadar okuduğum tek roman Bülbülü Öldürmek'ti (gerçi yazarı siyahi değil, afroamerikan edebiyatından sayılıyor mu emin değilim), o yüzden benzer konulu diğer kitaplarla karşılaştıracak bir arka planım yok ama yine de romana dair bazı tespitlerim var. Romanda siyahilerin uğradıkları haksızlıkları hatta vahşeti anlatmış Everett fakat siyahi Amerikalıların tarihine ve uğradıkları zulme dair daha önce söylenmemiş bir şey söylediğini sanmıyorum. Siyahilerin yakın zamana kadar en ufak suçlar hatta suç dahi sayılamayacak eylemler dolayısıyla linç edilerek öldürümeleri, kırbaçlanmaları vs. ilk defa bu romanda işlenen olgular değiller. Everett'in hikayeyi anlatış tarzı ve ona eklediği diğer şeyler burada daha önemli. Öncelikle kitabı okurken hissettiğim ilk duygu, sanki bu kitabın çocuklara hitaben yazılmış olduğuydu. Kitabın gayet kolay okunur bir anlatımı ve kısa bölümleri var ve daha da önemlisi, romanda, belki de okumayı derinleştirecek ve zorlaştıracak realist bir anlatımdan kaçınılmış. Hikayenin akması için çok fazla tesadüften faydalanılmış. Karakterimizin birini ararken o kişinin tesadüfen karşısına çıkıvermesi, ana karakterlerin birçok kez ölüm tehlikesi geçirmelerine rağmen asla ölmemeleri ve buna benzer, hikayenin yapaylığını belirginleştiren olaylardan sıkça var James'te. Karakterlerin kişiliklerinde de bu yapaylık devam ediyor. Kitapta üç boyutlu denebilecek, içinde iyiyle kötünün gerçekten savaştığı, nasıl biri oldukları zor anlaşılan karakterler hiç yok desem abartmış olmam. Siyahilerin kendi aralarında aksansız konuşup sadece beyazlarla "köle aksanı" ile konuşmaları
JamesPercival Everett · Mantle Pan Macmillan · 202415 okunma
Reklam
Puan vermedi·400 syf.··
2024 8. kitabı
Birkaç yıl önce Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan Louise Glück'ün güzel bir sözü var: ''Dünyaya sadece bir kez, çocukken bakarız. Gerisi hatıradır. " Proust'un bu başyapıtının gücü bence bize bu çocukken gördüğümüz, hissettiğimiz, şimdi ise bizim için belki hatıra bile olmayan şeyleri ustalıkla anlatabilmesinden geliyor. Çocukluğunuzu geçirdiğiniz evin dibinde bir ağaç varmıştır mesela, siz o ağaç ile çocukken duygusal bir bağ kurmuşsunuzdur. O ağaç size sadece bir ağaç olarak değil, size hatırlattığı her şeyle birlikte bir dünya, yaşayan, hissedebilen bir varlık olarak görünmeye başlamıştır. Fakat bu tür düşünceler siz yetişkin biri olunca işlevsel olmadıkları için unutulup gitmişlerdir. Proust işte bu unutulan düşünceleri, eşyanın işlevine değil ruhuna, bize hatırlattıklarına ve bizim ona yüklediğimiz anlama odaklanan çocuk bilincini, daha doğrusu çocuksu bilinci yazıya dökmüş. Bir zamanı ve mekanı, duygu, düşünce ve hatıra yoluyla birden fazla zamana ve mekana dönüştürmenin romanı Kayıp Zamanın İzinde. Eşyanın (eşyadan kasıt çevremizdeki her şey) sadece işlevselliğine odaklanan ve ona çocukça bir gözle bakamayanların algılamakta zorlanacağı bir dünya sunuyor bize bu kitap.
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
Dünya yalnızlık yardımıyla nasıl yeniden yaratılır?
Puan vermedi·576 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
Umberto Eco kendisi hakkındaki bir belgeselde, "Kitaplarının her birini birer cümleyle özetleyebilir misin?" sorusuna Önceki Günün Adası için bu cevabı veriyor. Roberto gemide kendisiyle baş başa geçirdiği günler boyunca geçmişte yaşadığı şeyleri zihninde tekrar yoğurarak, eskiden fark etmediği şeylerin farkına varıyor ve 17. Yüzyıl dünyasını yeniden yaratıyor. Bu yüzyıla yön veren bazı felsefi ve bilimsel düşünce akımları Roberto'nun karşısına o daha gençken, Casale'yi savundukları sırada rahipler, askerler aracalığıyla, Paris'e gittiğinde de oradaki elit camia tarafından kendisine tanıtılıyor. Bu çeşitli cemiyetlerden elde ettiği zihinsel yakıtı Roberto gemide kullanmaya başlıyor. Bizim 17. Yüzyıl bilimi dediğimiz şeyi aslında Roberto kendisi keşfediyor. Bu dönemin düşünce dünyasıyla az çok haşır neşir olan okurlar için daha anlamlı olacaktır bu kısımlar. Eco'nun postmodern bir yazar olduğu bilinen bir şey. Bu gerçek kitapta çok bariz bir şekilde karşımıza çıkıyor. Kitabın yanılmıyorsam 24. bölümünün ismi "İki Büyük Dünya Teorisi Üzerine Konuşma." Bu ismin Galileo Galilei'nin aynı isimli kitabından geldiğini ben kütüphanede gezinirken tesadüfen fark ettim. Galileo'nun o dönemin meşhur bir bilim insanı olduğunu söylememe gerek yok. Galileo'nun kitabıyla birlikte bu 24. bölümü okumak örneğin çok daha doyurucu bir deneyim olurdu. Kitabın sonlarına doğru bir güvercin üzerinden yapılan Moby Dick göndermesini de gözden kaçırmamak gerek. Ben acemi bir okur olarak bu göndermeleri yakalayabildiğime göre kim bilir daha neler neler var romanda. Kesinlikle ileride tekrar okumak istediğim bir eser.
Edebiyat
Önceki Günün AdasıUmberto Eco · Can Yayınları · 2016516 okunma
Puan vermedi·372 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
Romanın yapısında karakterin hafızasının yeri çok büyük. Kitapta yedi tane bölüm var. Her bölümde karakter bize farklı bir zamandan, farklı bir günden anlatıyor olayları. Ama anlattığı olaylar o gün yaşadığı olaylar değil. Kendisinin bize olayları anlattığı zaman diliminde hatırına gelen olayları anlatıyor. Hatta bazen karakterimiz bize aklına gelen bir olayı anlatırken, hatırladığı olayı yaşadığı esnada hatırladığı bir başka olayı anlatmaya başlıyor. Yani hafıza içinde hafıza gibi bir durum söz konusu. Bu biraz kitabı zorlaştırıyor. Aslında kitap zaten geneli itibariyle anlamlandırması zor bir kitap. Olay örgüsünü ele alacak olursak, kesinlikle kitap Uçurtma Avcısı'na benziyor. Küçük yaşta yaşadığı şehirden farklı ülkeye gidip yıllarca orada yaşadıktan sonra kapanmamış meseleleri kapatmak için bir yolculuğa çıkan karakter desem sanırım iki kitabın en önemli ortak noktasına değinmiş olurum. Ama açıkça görülüyor ki bu kitap, gerek kurgusunun daha karmaşık olmasi, gerekse olay anlatımının düzensiz olması nedeniyle diğerine nazaran daha zor bir kitap. (Öksüzlüğümüz, Uçurtma Avcısı'ndan bir ya da iki yıl önce yazılmış.) Daha iyi anlamak için tekrar dönebileceğim bir eser.
Edebiyat
ÖksüzlüğümüzKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 2017550 okunma
Herhangi bir otobiyografik metni edebî bir eser yapan şey ne?
7/10
·459 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
Biliyorsunuz bu kitap Tolstoy'un en otobiyografik romanı. Ana karakter aslında Tolstoy'un kendisi, karakterin çevresindeki insanlar bizzat Tolstoy'un çevresindeki insanların yansıması. Roman kahramanlarının isimleriyse kurmaca. Mesela bu kitap sadece bir anı kitabı olsaydı, karakterin ismi Tolstoy olsaydı; Tolstoy, bu kitabı bir romana dönüştürmek için kendi hayatına ait olan unsurları herhangi bir isim değişimine uğratmadan olduğu gibi kağıda döküp tamamen gözlemlediği gerçekleri yazsaydı, bu kitabın yine edebî bir değeri olur muydu? Bence olurdu. Bence bu romanı edebi bir eser yapan şey, içerisindeki isimlerin ve bazı olayların kurgu olması değil. Belki bu unsurlar kitabı bir "roman" haline getirebilir ama tek başına ona sanatsal bir değer katmaz. Yine 'bence', Çocukluk'u sanatsal hale getiren asıl unsur, aynı zamanda biyografiyi de otobiyografiden ayıran unsur olan "öznellik". Örneklemek gerekirse, bir adamın biyografisini yazan bir yazarın amacı 'genelde' nedir? Basit: o adamın başından geçenleri kağıda dökmek. Okur, o metinden ne sonuç çıkarırsa çıkarsın yazarın umrunda olmaz. Yazar biyografiyi yazarken gerçeklere ne kadar sadık kaldıysa o kadar başarılıdır, gerisini düşünmez pek. Ama bir otobiyografide durum farklıdır: adamın hayatını yazan kişi yine kendisidir ve bu sefer yazarın amacı farklıdır. Çocukluk'a göre konuşacak olursak burada Tolstoy, "Bakın ben neler yaşadım, başımdan neler neler geçti" demek istemiyor. "Bakın, bu yaşadığım olaylar bana neler hissettirdi, karşılaştığım şeyleri nasıl yorumladım, çevremdeki insanlar hakkında neler düşündüm." demek istiyor. Zaten okursanız fark edersiniz, karakterin başından olağanüstü, sıra dışı pek bir olay geçmiyor. Ama onun bu durumlar karşısındaki tutumu oldukça orijinal, kendine has. Romanın üç bölümü
Edebiyat
Çocukluk, İlkgençlik, GençlikLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 2014777 okunma
Reklam