Panik bir kibir biçimidir.
Dünyanın ne yöne (aşağı doğru) ilerlediğini bildiğine emin bir histen kaynaklanır. Şaşkınlık duymak daha mütevazı, dolayısıyla daha sağduyuludur. İçinizden kendinizi sokağa atıp, "Kıyamet geliyor!" diye bağırmak geliyorsa, kendinize şunu söylemeyi deneyin: "Yok, öyle değil. İşin aslı dünyada neler
olup bittiğini anlamıyorum, o kadar."
Mütemadiyen dünyanın güncellenmiş bir anlatısını yaratma göreviyle
baş başa kalıyoruz. Sanayi Devrimi'nin yarattığı büyük değişikliklerin 20.yüzyılın yeni ideolojilerini doğurması gibi önümüzdeki bilişim teknolojileri
ve biyoteknoloji devrimlerinin de yeni bir bakış açısı getirmesi muhtemel.
Bu yüzden önümüzdeki senelerin belirleyici özelliği yoğun bir içsel sorgulama ve yeni toplumsal ve siyasi modellerin geliştirilmesi olabilir. Liberalizm 1930'lar ve 1960'larda yaşanan krizlerde olduğu gibi bir kez daha kendini yeniden şekillendirip öncekinden daha cazip hale gelebilecek mi? Liberallerin
bulamadığı cevabı geleneksel dinler ve milliyetçilik bulup kadim bilgileri
güncel bir dünya görüşü yaratmakta kullanabilir mi? Yoksa geçmişe sünger çekip sadece eski tanrılar ve milletlerin değil özgürlük ve eşitliğin de ötesine geçen bütünüyle yeni bir anlatı kurgulamanın vakti geldi mi?
Liberal anlatı ve serbest piyasa kapitalizmi mantığı, insanları muazzam beklentilere sürükler. 20. yüzyılın son dönemlerinde, ister Houston ya da Şanghay' da ister İstanbul' da ya da Sao Paulo' da yaşıyor olsun, her nesil öncekinden daha iyi bir eğitim, daha gelişmiş bir sağlık hizmeti ve daha fazla gelirin tadını çıkardı. Fakat önümüzdeki yıllarda teknolojik sıçramayla ekolojik çözülmenin ortak etkisi sonucunda genç kuşaklar için aynı seviyeyi tutturmak bile şans sayılır.
Bir hükümet yozlaşmış ve insan-
ların hayatını iyileştirmekten acizse, eninde sonunda yeterli sayıda vatandaş durumu idrak eder ve bu hükümetin yerine başkasını getirir. Ancak hükümetin medya üzerindeki kontrolü Lincoln'ın mantığını boşa çıkarır çünkü bu durum vatandaşların hakikatin farkına varmasını engeller. Medyayı tekeline alan oligarşi tüm başarısızlıklarını tekrar tekrar başkalarının üzerine atıp dikkati hayali ya da gerçekdışı mihraklar üzerine çeker.Böyle bir oligarşide yaşadığınızda öncelik, sağlık hizmetleri ve çevre kirliliği gibi sıkıcı konular değil her daim patlak veren şu veya bu krizdir. Millet dış saldırılara ya da şeytani darbelere maruzken, dolup taşan hastaneleri ve kirli dereleri kim kafaya takar ki? Yozlaşmış bir oligarşi dur durak bilmeyen kriz selini bahane ederek egemenlik süresini dilediğince uzatabilir.
Başlangıçta liberal anlatı esasen ortasınıf Avrupalı erkeklerin özgür-
lükleri ve ayrıcalıklarını umursuyordu ve işçi sınıfı, kadınlar, azınlıklar ve Batılı olmayanlara duyarsız görünüyordu. 1918' de savaştan galip çıkmış Britanya ve Fransa özgürlük söylevleri verirken dünyanın dört bir yanına yayılmış imparatorluklarındaki tebaaları akıllarına gelmiyordu bile.
Mesela Hindistan'daki özerklik taleplerine 1919'da Amritsar katliamıyla karşılık verilmiş ve yüzlerce silahsız gösterici İngiliz ordusu tarafından katledilmişti.