Ahmet Oktay'a göre E. Cansever "şiirine mekân olarak seçtiği lümpenlerin çoğunlukta olduğu han, pasaj, atölye vb. yerlerde emekçi kesimlerin iyice yoksul, yoksun ve düşkün üyelerinin gündelik dramlarını anlatmayı, duyumsatmayı ister."
Ahmet Oktay'ın saptayabildiği kadarıyla Edip Cansever'in bohemi de şu kişilerden oluşur: Kürk tamircisi, cenaze kaldırıcısı, genelev kadını, otel kâtibi, çiçek sergicisi, garson, dökümcü, fener bekçisi, öğretmen, hizmetçi... Bu dökümün ardından "Gündelik dramların bu kişileri, tam da Baudelaire'in sözünü ettiği bağlamda anti-kahramanlardır" der. Baudelaire, modern kahramanın, eski tragedyalarda karşılaşılan kahramanlardan olamayacağını belirtir. Modern kahraman "devasa kentin yeraltına musallat olmuş binlerce köksüz hayatta caniler, fahişeler"arasında durmaktadır.
Sayfa 39 - Kırmızı Kedi Yayınevi,2019·Kitabı okudu
"İhtiyarlamışız. İstasyonlar artık gençlik arzuları vermiyor. Ev gözümüzde tütmeye başladı; kötü."
Ölümünden tam 1 yıl önce yazmış bu yazıyı Sait Faik, 47 yaşındayken henüz. Ölesiye yorgun olduğunu yazdığı günlerde. Belki bir daha da hiçbir yere gidemedi. Haydarpaşa'ya, trenin evine kadar gidip oradan hiçbir yere gidememek.
Sayfa 32 - Kırmızı Kedi Yayınevi,2019·Kitabı okudu
Çoğu zaman olduğu gibi, 'milletçe sevmek' fikri ve eylemimizin bir karakteristiği olarak, gözü kapalı seviyoruz, sevince kusurlarını görmezden geliyoruz. Zamanla her aşkta olduğu gibi gözümüz açılıyor, ama bizde de 'vakit geç' oluyor hayli. Haliyle bu kez de 'bilerek' sevmeye, istemeye başlıyoruz. Kusurları, hataları, eksikleriyle sürdürüyoruz sevmeyi.
Sayfa 20 - Kırmızı Kedi Yayınevi,2019·Kitabı okudu