Defolu Kelebek

Defolu Kelebek
@Milennaa
Ve o siyah saçlarını kes yavaş yavaş...
Türk Dili ve Edebiyati
260 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Nahit Hanım-Orhan Veli
Orhan Veli'nin ölümüne dek hayatında olan, bambaşka biri. Edebiyat tarihçisinin bulacağı pek muteber sevgili... Edebiyat dünyasının önde gelen isimleri arasındaydı. Yazar Samet Ağaoğlu,"Rönesans gibi kadın", Cemal Süreya ise "Cumhuriyet dönemi küçük burjuva duyarlılığın anası" demişti onun için. Donanımlı, bilgili, entelektüel ve güzeldi. Yahya Kemal'in talebelerindendi. Ayrı yerlerde hayatını sürdüren Orhan Veli ve Nahit Hanım mektupla iletişim kuruyordu. Mektuplaşmaları Orhan Veli'nin ölümüne kadar devam etti. Nahit Hanım Ankara'da, Orhan Veli İstanbul'da yaşıyor. Haliyle yüz yüze görüşme imkânı bulamıyorlar. İşte bu noktada Orhan Veli şöyle yazıyor sevdiğine:"Benim için güzel şehir, çirkin şehir diye bir şey yok. Sadece senin bulunduğun şehir, bulunmadığın şehir." Bu ayrılığı aşkı daha da şiddetlendirdiği ise aşikâr. Zira tarifsiz bir özlem okunuyor her satırda.
Sayfa 120 - Doğan Kitap, 1.baskı/Ocak 2021·Kitabı okudu
Reklam
youtu.be/mvUvygWKCZ4 Gün olur, alır başımı giderim, Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda. Şu ada senin, bu ada benim, Yelkovan kuşlarının peşi sıra Dünyalar vardır, düşünemezsiniz, Çiçekler gürültüyle açar. Gürültüyle çıkar duman topraktan. Hele martılar, hele martılar, Her bir tüylerinde ayn telaş!... Gün olur, başıma kadar mavi; Gün olur başıma kadar güneş: Gün olur, deli gibi... Orhan Veli Kanık
Sait Faik, modern hikayeciliğin öncülerindendir. Sait Faik, tıpkı Orhan Veli gibi, sıradan insanları, günlük yaşamı öykülerine konu etmişti. Orhan Veli ve arkadaşlarının şiirde yaptığının bir başka boyutuydu onunki. Öykü anlayışı, Orhan Veli'nin şiir anlayışıyla benzerlik gösteriyordu. Sait Faik öykülerindeki insanlar, Orhan Veli şiirindeki temsiliyetle zaman zaman örtüşüyordu. Sıradan insanlar, balıkçılar, kadınlar... İki dost edebiyatta da benzer dilden besleniyordu.
Sayfa 99 - Doğan Kitap, 1.baskı/Ocak 2021·Kitabı okudu
Sabahattin Eyüboğlu ailesinin mayasında ise Anadolu vardı, Anadolu'nun kültürü, geleneği, motifi onların ilham kaynağıydı. Melih Cevdet anılarında "Eyüboğlu gerçek köylünün tarlada, otlakta, dağda, ormanda olduğunu söylerdi. Onu bulunca da gerçekten mutlu olurdu. Köy, köylü sevgisinde onun gibi içten olanın hiç görmedim desem doğrudur" diyordu. Sabahattin Eyüboğlu'nun köye olan inancı, Köy Enstitüleri'ne olan bağlılığını da güçlendiriyordu. Enstitülerin gelişmesi için büyük çaba göstermiş, burada uzun yıllar kültür tarihi dersleri vermişti. "Köy Enstitüleri Türk eğitim tarihinin en olumlu, en verimli kaynaklarından biri olmakla kalmayıp, dünya eğitim tarihinde bize tek yer verdiren, Avrupa'da, Amerika'da, Hindistan'da yankaları olan, UNESCO'nun halk eğitimi uzmanlarınca örnek tutulmaya değer sayılan bir eğitim kurumu oldular" demişti.
Sayfa 95 - Doğan Kitap, 1.baskı/Ocak 2021·Kitabı okudu
Televizyon ve İnternet'in, edebiyatı da şekillendirdiği yadsınamaz bir gerçek. Teknolojinin sunduğu görsellik, kitlelerin düşünme biçimlerini doğrudan etkiliyor çünkü. Üretilen metinler de kısa, basit içerikli ve somut biçimde sunuluyor. Anlatılan her şeyi; renk, biçim ve boyutlarıyla karşısında bulmaya alışan insanlara kitap sayfaları arasında soyut yolculuklar yapmak ağır geliyor. Bu dönüşüm sadece okurlarda değil, yazarlarda da görülüyor. Huzur'u, Yalnızız'ı, Tutunamayanlar'ı anlayacak okuyucu bulmak kadar Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Oğuz Atay gibi yazarları bulmak da zorlaşıyor artık.
Reklam