Gece sessizliği sever... düşüncelerimin sessizliğe bürünmesine ihtiyacım vardı.
Sessizlik güzeldi.
Yalnızlık güzeldi.
Fakat ne yalnız kalabiliyordun ihtiyacın olduğunda ne de sessiz...
Sen sussan için susmazdı.
Gece güne asla kavuşamayacak gibiydi. Karanlık, ayın ışığını bile söndürebilecek kadar yoğundu. Ay ise direniyordu. Yalnızdı ama güçlü durmak zorundaydı. Bir an olsun direnmeyi bıraktığında, önce kendi ışığı, ardından onun varlığına ihtiyacı olan her şeyi tutsak ederdi geceye.
Gece gökyüzüne örtülmüş ebedi bir örtü gibiydi. Tüm duygular, tüm bedenler, tüm gerçekler karanlığın gölgesine sığınabilsin diye güneş sürgün edilmişti sanki gökyüzünden.
Hangi diyarlarda doğduk, hangi diyarlarda öleceğiz bilmem. Son kelimelerimiz ne olur, ilk kelimelerimiz neydi bilemem. Ellerimiz kimin ellerinde şimdi, en son kimin ellerini tutacak tahmin edemem. Güneş bir daha böyle ne zaman doğar, rüzgâr bir daha böyle güzel iter mi bizi artık yürüyelim diye ve hatta yağmur... Böyle güzel yağar mı bir daha
Şimdi çıkıp ıslanmazsak ?