Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı, vücudumuz
da kalan son kuvvetin acı bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o iktidarın da artık mahvolduğu ve yerini tesirli bir sükünete bıraktığı anlardır. Bu türlü sükünet ise en şiddetli elem gözyaşlarından daha gönül yakıcıdır. **
Hayatımızın en yakın arkadaşı olan mazi, nisyan dediğimiz engin denizler içinde mahvolur gider... O zaman ağır yaralı bir asker gibi, bizi mezarın kapısında bırakarak, hizmetini terkeder..