Cemal’ce bir aşkın içerisinde Tomris ayrılığı, kısaca kumun üzerinden geçip giden o dalgaların etkisiyle yıkılmış bir kalenin enkazı altında bıraktı onu. Terk etmenin ağır pişmanlığını yaşıyor; kendine kızıyordu. Birkaç kez Tomris ile yeniden bir araya gelmenin bir yolunu arıyordu ama sonra da kendiliğinden gururuna yenik düşüp mücadeleden vazgeçiyordu.
Aşk, fiilen bir arada yaşanıp yaşanmadığı önemli olmadan tılsımlıydı. Aidiyet olmadan, koşulsuz bir teslimiyetle aşk olma kararını uygulamaya başlayan iki özgür ruh, farklılıklar savaşından kalkanlarını kuşanmadan, galip gelme hırsı, yenik düşme kaygısı olmadan, var olduklarını hissederek bir olmayı başardılar.
Biliyorum. Sen de herkesin geldiği yollardan geleceksin bana. Herkes gibi bazen töközleyecek, sendeleyecek yorulacak, vazgeçeceksin.
Geliyorsun. Bir yolcu beklemezken geliyorsun ruhumun mühürlü kapılarına. Kapıyı aralasam içeri sızıvereceksin.
Ardına kadar açık bıraktım kapılarımı, pencerelerimi sıkı sıkıya kapatalı çok zaman oldu. İçeride eskimiş bir küf kokusu, saman sarısı günce sayfalarım var. Kristal gibi kırıldı ruhum. Tuzla buz olmak deyimine uygun kıymık kıymık saçıldım oraya buraya.
Derin yaralarım, sızım sızım sızlayan acının kör kuyuları var. Sana doğru yola çıkan cümlelerim yok henüz. Geçmişe dair sayfalar dolusu hislerim var hala ve maalesef silinebilir değiller.
Sen öpsen de sızılarım geçse olmaz mı ?