Bugün karşıma çıkan bu mükemmel tavsiyeyi paylaşmak istedim. Eskiler çocuk yaşken eğilir öğüdünü şu şekilde söylemiş:
Kiçig erken öğret ogulka bilig
Kiçigde bilig bilse kötrür elig
Oğula bilgiyi henüz küçükken öğret; küçüklüğünde bilgi öğrenirse, hayatta muvaffak olur.
(Kutadgu Bilig Manzume Mektup örneğinden bir kısım)
"Herkes kendini korumasını biliyor, benden başka," diye yakındı Hikmet. Sonunda hep ben kalıyorum ortada. Bedelimi koymadan satılığa çıkarıyorum kendimi. Satın alanlar hiçbir şey ödemeye yanaşmıyor bu yüzden. Bir panayırda, eski ve soluk bir çadırın içinde gösterilen, büyüklüğünden başka bir meziyeti olmayan garip bir deniz canavarıyım. Uzak ve soğuk denizlerde, her nasılsa yakalanarak bu fakir çadırın kötü havuzuna yerleştirilmişim. Panayıra gelenler, bütün hayvanlardan belirli marifetler bekliyorlar. Benim bütün marifetim balık yemek. Pos bıyıklarımın arasına fırlatılan balıkları çiğ olarak yutmasını becerebiliyorum ancak. Bu nedenle, çadıra giriş de ucuz aslında; kimsenin bütçesini sarsmayacak küçük bir ücret mukabilinde gösteriliyorum.
'İnsanlık öldü. Belki de hiç yaşamamıştı. Belki de benim insanlığım diye bir şey yoktu. Ben hücremde yanlış hayallere sürüklenmiştim. Korkaklığımı insanlık sanmıştım. Yalnızlığı insanlık saymıştım.'
Son zamanlarda çevremde gördüğüm birçok şey ben de aynı bu düşünceleri çağrıştırıyor. Sahiiii kim öldürdü insanlığı, biz kendimizi koruyalım, kimseden düşmanlık gelmesin, beni ısırmayan yılan bin yaşasın derken ne oldu insanlığımıza. Nerde bıraktık onu, yoksa bir köşede, ellerimiz başka şeylerle doluyken unuttuk mu onu, hatırlayınca neden geri dönmedik, oysaa kesin beklemişti birilerinin ona dönüp, onu sahiplenmesini...
'Derler ki kurt köpeklerini karanlık bir yere kapatırlarmış hırsızlara karşı yetiştirmek için; hayvan takımı bile başka türlü ısırmayı öğrenemezmiş.'
Peki ya insan nasıl öğrendi bu kadar çok yaralamayı...