Şehrin önlerine gelerek konaklayan Sultan Alp Arslan, bir süre şehrin surlarını hayranlıkla seyretmiş ve eski bir Türk geleneğı olan davranışı sergilemişti: Uğur getirmesi için ellerini önce sur duvarlarına, daha sonra da göğse sürülmesi.
Sultan Alp Arslan'ın yanından ayırmadığı ve arkasında namaz kıldığı belirtilen Fakih Ebû Nasr Muhammed b. Abdülmelik el-Buhârî gelerek, "Efendimiz, sana ihsan buyurduğu nimetten dolayı yüce Allah'a şükret." demişti. Alp Arslan ise, "Bu nimet nedir?" diye sordu. Gelen cevap Sultan Alp Arslan'ı daha önceki Türk hükümdarlarından farklı bir yere koyuyordu. Fakih sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu ırmağı şimdiye dek köle (memlûk) olmayan hiçbir Türk hükümdarı geçememiştir. Bugün ancak siz geçtiniz."
Bu zalim kavme karşı zafer kazanılınca rahatlık olacaktır. Müslümanların huzur ve refah içinde olmaları için çekilmesi gereken bu güçlük ve zahmeti bir huzur ve rahatlık sayarız.