Kitap tam bir başucu kitabıydı, muazzam tespitlerle dolu, zamanımızın varoluşsal sancılarına cevap niteliğindeydi. Günümüzde yaşanan birçok sorun bölümler halinde ele alınmış. Örneğin çocukluk ve büyümek üzerine, ailemiz ve geçmişine, kendini bilmekten, depresyona, hayata anlam katmaktan, minimalizme, travma sonrası büyümeden, ölüm ve yasa, bağışlamaktan, narsisizme, empatiden, iletişime, dengeden, iş ve eş seçimine kadar onlarca başlıkla tabiri caizse bir insanın hayatındaki tüm ana konulara değinilmiş. Birçok konuda farkındalıkla beraber okuyucuyu daha aktif bir davranışsal yönelime de itiyor.
Kemal Sayar’ın en sevdiğim özelliklerinden biri tarih boyu yaşamış özel şahsiyetlerden, yazar, düşünür ve psikiyatrlardan alıntılar yapması… Böylelikle kitabı okurken başka dünyalara kapı aralıyor ve o konuda derinleşiyorsunuz. Kitaptaki alıntılar sayesinde okuma listeme birçok kitap dahil etmiş oldum.:)
Kitaptan bazı alıntılar;
“Nasıl güneşe ve ölüme çıplak gözle bakamıyorsak kendi mağaralarımıza, gölgemize, karanlığımıza bakmak da zordur. Yanmayı göze almayan bilemez. Ama kahraman da bilmeye gelendir. Kendi hayatlarımızın kaptanlığını bu bilme seferinin sonunda elde ederiz.”
“En derin umutsuzluklarda nice güneşler saklıdır, hakikat ve güzellik o yeis anlarında, başka türlü bilemeyeceğimiz bir berraklıkla gözümüze ışıldamaya başlar.”
Kitabı okurken fazlasıyla altını çizdiğim cümle oldu,
farklı zamanlarda ara ara açıp bakmak çok keyifli olacak. Kemal Sayar, zaten okuyup da size bir şey katmaması mümkün olmayan bir yazar…
Keyifli okumalar….