Bir şarkı büyütüyorum, ömrüme benzeyen
sabah kadar uçuk, akşam kadar acı
rengi dört mevsimin uyumsuz karışımı
acemi bir şarkı...
umuda ve gerçeğe böyle katlanıyorum...
#46390916
“Eskiden bilmezdim, şimdi biliyorum, siz de biliyorsunuz:
Gülüşler farklı renklerde olur. Gülmek içinizdeki patlamanın
sadece uzaktan gelen yankısıdır; belki kutlamaların renkli,kırmızı , lacivert, altın havai fişekleri gibidir, belki de insan bedeninin havaya uçan parçacıklarıdır...”
“Şimdi, bana en son sayıyı söyle bakalım.
"Yani? Ben... sonuncu derken neyi kastettiğini anlamıyorum "
"Bilirsin işte, sonuncu, en yüksek, en büyük."
"Ama I, bu çok saçma . Bir kere, sayıların sayısı sonsuzdur, sen hangi sonuncudan bahsediyorsun?"
"Peki sen hangi son devrimden bahsediyorsun? Sonuncu diye bir şey yok, devrim sonsuzdur. Son çocuklar içindir, çocuklar sonsuzluktan korkar, çocukların geceleri rahat uyuyabilmeleri için gereklidir bu..."
"Demek ki seviyorsun. Korkuyorsun çünkü senden güçlü, nefret ediyorsun çünkü korkuyorsun,
seviyorsun, çünkü ona boyun eğdiremiyorsun. Ne de olsa sadece boyun eğdiremediğini sever insan."
"Evet, aynen öyle. Özellikle de bu yüzden.
Devlet (insanlık) birisini
öldürmeyi yasaklamaktaydı ama milyonların yarı yarıya ölmesini yasaklamıyordu. Birisini öldürmek mesela, bir insanın yaşam süresinden 50 yıl çalmak suç ama insanlığın
yaşam süresinden 50 milyon yıl çalmak suç değil.