Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ateş bir harman yeri kadar büyüktü. Kocaman, insan boyu yalımlar biribirlerine sarılarak, eğilip bükülüyorlardı. Odunların çıtırtısı ortalığı tutuyordu. Odunlar, yanarlarken bir hoş koku çıkarırlar. Su yanarmış gibi bir hoş koku... Yaş odunun yanması bir beter iş. Yalımların ortasında odun döner durur. Uzun zaman böylece dayanır. Sonra, ortadan ikiye ayrılarak yalımların içinde yiter gider.
"İşte onun köyüne gidiyorum. Dursun bana dedi ki... Bizim köyde, dedi, çocukları dövmezler. Çocukları çifte salmazlar. Bizim köyün tarlalarında, dedi, çakırdikeni bitmez. Ben, oraya gidiyorum işte."
Değer yargılarına, ezberlere yöneltilmiş en sert eleştirilerden biri olan Anna Karenina'da Tolstoy, sosyeteden köy hayatına, dönemin siyasal olaylarından psikolojik sentezlere geniş bir çevrede gezinir. İlk bakışta 19. yüzyıl Rus toplumunun karnesini çıkarıyormuş gibi görünse de bu romanda yaptığı aslında tüm zamanları ve bütün insanlığı bir ahlak sınavına sokmaktan başka bir şey değildir.