Gülümsemesinin, bir mum gibi eriyip kaybolduğunu hissetti. Karanlık. Mutlu değildi. Bu kelimeleri kendi kendisine tekrar tekrar söyledi. Bunun gerçek olduğunu kesinlikle biliyordu. Mutluluğunu bir maske gibi takınıyordu, ama kız bu maskeyi beraberinde götürmüştü. Mutluluk maskesini gidip alması mümkün olamazdı.
"İnsanlık her zaman koca bir çocuğa benzemiştir. İnsanlar kendi aralarındaki anlaşmazlıkları kavga ve gürültüyle çözmeye kalkışırlar. "Allah inancı" ve "hayır işlemek" gibi istek ve düşüncelerini bile şiddet yoluyla savunmaya yeltenirler. Hikmet ve Felsefe konularını oyun ve eğlence haline getirirler.
Kapkaranlık bir evin içinde dolaşıyorsun.
Yüzlerce odanın içinde çesit çeşit şeyler var. Ama hiçbir ışık zerresi yok. El yordamıyla gidiyorsun. Elbette çevredeki eşyalar kırılır. Hem başkalarının eşyalarını kırar döker, hem kendin yaralanırsın.
İnsan böyle bir yerde yalnız kalınca deli mi, cani mi, yoksa ışıktan yoksun bedbaht mı mi olur? İşte o zaman biraz sevdiğin Johan bu haldeydi. Böyle karanlıkta kalmış daha kaç milyon Johan vardır.
Ne ekerseniz, onu biçersiniz.! Ne pişirirseniz, onu yersiniz!
Eğer gençliğin ruhunu tarım yapılmayan bir tarla gibi kendi haline bırakırsanız, orada ısırgan otları ve dikenler yetişir.