Öncelikle herkese merhaba.
Tutunamayanlar okuduğum ilk Oğuz Atay romanı. Bu sebeple önce dilini tanımakla başladım diyebilirim. Dilini çözdükten sonrası ise muhteşem. Gizli bir bildiğim vardı sanki okurken. Bu yüzden de Selim gibi içime kapandım. Gizli olan ise sanki kitapla aramdaki bağ dışında bir şey değildi. Yer yer Turgut oldum, bazen de Selim. Hepsiyle ayrı bir bağ kurup, konuştum içimde. Kim olsam aklım hep olamadığımda kalıyordu. Bu sevdiğim ilk çelişkim oldu.
Postmodern oluşunun da getirisiyle bilinç akışı tekniği çok odak gerektiriyor. Zaten Selim miyim Turgut muyum diye heyecanla okurken direkt içine aldı kitap beni. Bir arkadaşımla kitabın sohbetini yaparken, pandeminin ilk zamanlarında bu kitabı okumak psikolojik olarak beni daha da kendi içime döndürmüştü diye söylemiştim. Bana şöyle bir yorumda bulundu;
"Tutunamayanlar'ı tutuna tutuna okumuşsun."
Hepimizin içinde, tutunamayan yanlarıyla, tutunmayı gösterdi bu kitap. Bu yüzden de Selim hepimize ders olsun diye tutunmamayı yeğledi belki de. İyi ki vardın Selim.