Sevginin mevsimi neden kış olur? Sevginin mevsimi dendiğinde akla ilk gelen genelde çiçeklerin açtığı bahar ya da güneşin parladığı yaz olur. Ancak sevginin en derin, en samimi ve en "gerçek" hali aslında kışın soğuğunda gizlidir.
Gökten Düşen Bir Yudum Mavi
Küçük kuş, hayatı boyunca hep bir şarkının peşinden gitmişti. Kimsenin tam olarak duyamadığı, sadece rüzgarın fısıldadığı o gizemli beste... O sabah, son notasını söylemeye karar verdi. Kanatlarını son kez büyük bir hevesle açtı. Havada süzülürken ne açlığını hissetti ne de dünyanın karmaşasını. Sadece özgürlüğü ve altındaki yeşil örtüyü gördü.
Yorulmuştu. Ama bu, hüzünlü bir yorgunluk değildi. Bir fincan kahvenin soğuması gibi doğal, bir yaprağın dalından ayrılması kadar usulcaydı gidişi. Toprak ana, onu bir anne şefkatiyle karşıladı. Ses çıkarmadı düşerken; ne bir feryat ne bir çırpınış. Sadece bir tüy hafifliğinde bıraktı kendini boşluğa.
O artık rüzgarın kendisine dönmüştü; artık uçmasına gerek yoktu, çünkü o artık gökyüzünün ta kendisiydi.
Doğa bazen çok acımasız gelebiliyor ama belki de o minik can görevini tamamlamış, bize nezaketi ve sessizliği hatırlatıp gitmiştir.
“Türk kahvesi gibidir bazı anlar…
Aceleye gelmez, sabır ister.
Kokusu daha pişerken içini ısıtır,
ilk yudumu susturur dünyayı.
Telve dibe çökerken sohbet koyulaşır,
kırk yıl hatır olur bir fincanlık sıcaklık.
Bazen bir özlem, bazen bir dostluk,
ama her zaman kalpten kalbe uzanan sessiz bir bağdır.”