Hindistan'daki İngiliz memurun işini ustaca yapması için özel bir neden yoktur. İçlerinden çok azı, ingiltere' de bir taşra kasabasının posta memurunun gösterdiği çalışkanligi ya da zekâyi gösterir. Asıl yönetim işi daha çok yerli astlar tarafından yapılır; despotizmin belkemiği , memurlar değil ordudur. Arkalarında ordu oldukça memurlar ve işadamları, aptal bile olsalar güven içinde işlerini yürütebilirler. Ve çoğu gerçekten de aptaldır. Zekâ yoksunu ama kendilerine saygili bu insanlar,aptallıklarını çeyrek milyon merminin arkasinda geliştirip güclendirirler.
Okullarimiza bak ucuz kâtipler yetistiren fabrikalar. Hintlilere işe yarar tek bir el sanatı öğretmedik. Buna cesaret edemeyiz; endüstride rekabetten korkarız. Hatta çeşitli endüstrileri ezip yok ettik. Hint muslinleri nereye gitti şimdi ? Kırklarda ya da daha öncesinde Hindistan'da denize açılan gemiler yapılıyordu ve bunlar için adam da yetiştiriliyordu. Şimdi burada denize açılabilecek bir balıkçı teknesi bile yapamıyorsunuz. XVIII. yüzyılda Avrupa standartlarıyla en azından boy ölçüşebilecek toplar dökülebiliyordu. Şimdi, biz yüz elli yil Hindistan'da kaldıktan sonra bütün kıtada pirinç bir fişek kartuşu bile yapamaz duruma geldiniz. Hızla gelişebilen Doğu ırkları , yalnızca bağımsız kalanlar oldu .
İngiliz sert bir şekilde Ingiliz karşıtıydı, Hintli de fanatik ölçüde Ingilizlere bağlıydı. Dr. Veraswami, Ingilizle karsi, binlerce Ingiliz tarafindan küçümsenmenin bile sarsamadığı tutkulu bir hayranlık duyuyordu. Büyük bir hevesle kendisinin bir Hintli olarak yozlasmis ve aşağılık bir ırka ait olduğunu savunurdu. İngiliz adaletine duyduğu güven öylesine büyüktü ki hapishanede bir kırbaçlama ya da idamda hazir bulunduktan sonra kara yüzü solmuş bir sekilde eve gelip de kendini ancak viski ile toparlayabildiği zaman bile inancının gücünde bir azalma olmuyordu.