Ben, zar kendi şansından yana geldiğinde utananı ve şöyle soranı severim: 'Ben sahtekâr bir oyuncu muyum?' Çünkü o, yok olmak ister.
Ben, işinden önce altın sözler saçanı ve söz verdiğinden fazlasını tutanı severim: Çünkü o, çöküşünü ister.
Ben, gelecektekileri haklı çıkaranı ve geçmiştekileri kurtaranı severim: Çünkü o, şimdikiler eliyle yok olmak ister.
Ben, Tanrı'sını sevdiği için onu terbiye edeni severim:
Çünkü o, Tanrı'sının öfkesiyle yok olmak zorundadır.
Ben, yaralandığında bile ruhu derin olanı, küçük bir olaydan yok olabileni severim: Böylece seve seve geçer köprüyü.
Bir zamanlar Tanrı'ya karşı işlenen günah, en büyük günahtı; fakat Tanrı öldü ve onunla birlikte o günahkârlar da. Şimdi en korkuncu; yeryüzüne karşı günah işlemek ve de bilinmezin gönlünü yeryüzünün anlamından üstün tutmaktır!
En büyük mutluluğa bile kıskanmadan bakabilen ey sakin göz, o halde kutsa beni! Taşmaya yüz tutmuş kadehi kutsa ki, içindeki su altın aksın ve senin sevincinin parıltısını her yere taşısın!