Mirabella

Mirabella
@MirabellaDia
House of M.
16 Kasım 1998
53 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
@MirabellaDia·
·
sabitlendi
"Benim de dahil olduğum II. Dünya Savaşı sonrası kuşağı, kadınların çocuksulaştırıldığı ve mal muamelesi gördüğü bir zamanda büyüdü. Nadastaki bahçeler gibi korundular... Ama ne mutlu ki, her zaman rüzgarla gelen yabanıl tohumlar vardı. Yazdıkları şeyler yetkin görülmese de, kadınlar bir şekilde hep ışıldadılar. Yaptıkları resimler kabul görmese de, bir şekilde ruhu beslediler. Kadınların sanatları için ihtiyaç duydukları araç ve yerler için yalvarmaları gerekiyordu ve hiçbirini bulamadıklarında ise ağaçlarda, mağaralarda, ormanlarda ve dolaplarda kendi alanlarını yarattılar. Dans etmelerineyse neredeyse hiç katlanılamadı, öyle ki, kimsenin onları görmeyeceği ormanda ya da gizli köşelerde veya çöpü boşaltmaya çıkarken dans ettiler. Süslenmelerine kuşkuyla bakıldı. Neşeli bedenleri veya giyecekleri, incitilme ve cinsel saldırıya uğrama tehlikelerini arttırdı. Sırtlarındaki elbiselerin bile onlara ait olduğu söylenemezdi. Çocuklarını istismar eden ana babalara yalnızca "katı" denildiği; iliklerine kadar sömürülen kadınların ruhsal yaralanmalarına "sinir krizi" adı verildiği; sımsıkı korselere sokulan, sımsıkı gemlenen ve sımsıkı dizginlenen kız ve kadınların "edepli', 'zarif' görüldüğü bir zamandı ve hayatın sayılı anlarında yakalarını kurtarmasını beceren diğer kadınlar ise 'kötü' damgası yediler."
Sayfa 17

Mirabella

, bir kitabı okumaya başladı
Alex Michaelides
8/10 · 2.261 okunma

Mirabella

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.·
2026 16. kitabı
Herbert Clyde Lewis
7.8/10 · 705 okunma
"İnsanlık durumunu paylaşıyoruz. Herhangi bir belirgin anlamı ya da hedefi olmayan bir varoluşun içinde kaybolmuşuz, ne kadar uğraşsak da belirsizlikten, gözdağı veren tehlikelerden, gelecek olan hastalıklardan, bizi bekleyen kayıplardan, kederlerden, kaybolan oğuldan ya da kız kardeşten, aniden geri gelip kapımızı çalan çocukluktan asla kurtulamayacağız. Sevdiğimiz, yokluğunda yaşayamayacağımız biri hastalanacak, ölmek üzere olacak ve onun hasta yatağının, ölüm döşeğinin başında çaresiz, uyuşmuş vaziyette oturmaktan başka bir şey yapamayacağız, bunu yaşadık, yaşayacağız. Yokluğunda yaşayamayacaklarımız ölürken, yavaş yavaş soğuyup soluklaşırken başlarında nöbet tutmalı ve sonra tekrar sokakların keşmekeşine, yanıp sönen trafik lambalarının, ağaçlarda çığlık atan kargaların arasına karışmalı, cenaze törenini düzenlemek için yapılması gereken pratik işlerin altında ezilmeli, ölüm ilanını yazmayı unutmamalıyız. Hepimiz buralardan geçtik ve geçeceğiz, cenazeden sonra haftalarca, belki bir yıl, belki de kendi yok oluşumuza değin yas tutacağız. Gelgelelim canımızı acıtan ya da canını acıttığımız biri, ilişkiyi çözümlemeden, dürüstçe konuşmadan, insanlık durumunu karşılıklı olarak irdelemeden ölürse sırtlandığımız yük daha da ağırlaşacak. Dürüst bir konuşma, karşılıklı anlama çabası, aydınlatıcı bir sohbet yaşamın anlamsızlığını, boşunalığını, temel varoluşsal durumumuzun sıkıntılarını hafifletir, gücümüz dahilinde olan, elimizden gelen pek az şey var, bu onlardan biri."
Sayfa 235·Kitabı okudu