Firdevs’in gerçek hayat hikayesini okurken bu kitabı elimden bırakamadım. Bazı satırlarda nefes almakta zorlandım; yaşadıkları bana o kadar uzak geldi ki inanmak istemedim.
Ama üzerine gerçekten düşünme cesareti gösterdiğimde, mesleğimin de ne yazık ki bir parçası olan bu hikâyelerin aslında hiç de uzak olmadığını yeniden hatırladım.
Belki de kitabın en acı tarafı buydu: Bu hayatları yaşayan binlerce kadının hâlâ var olduğunu bilmek…
Bazı kitaplar vardır ki içindeki hikayeyi çok net hatırlayamazsın ama sana hissettirdiği o güçlü duyguyu unutamazsın. Bu kitap yıllar sonra bile bana hissettirdiklerini hatırlatacak, çok eminim.
Bana her türlü kendini hatırlatan bir kitap daha vardır;
“Gerçeğe ulaşmak, artık ölümden korkmamak demektir. Her ikisiyle de yüz yüze gelmek büyük bir cesaret gerektirdiğinden, ölümle gerçek birbirlerine benzer. Gerçekler de insanı öldürdüğü için, ölüm gibidir.”