Buzla güneşin birleşiminden mi doğmuş? Donduruyor ve yakıyor, kıskanç bir hakikat gibi kendisini bir gösterip bir geri çekiyor, beni hem çekiyor hem itiyor, bana bir hayat bir ölüm veriyor, onu hem seviyorum hem nefret ediyorum. Artık böyle yaşayamam, ya tamamen cennette ya tamamen cehennemde olmalıyım.
Aşkımın nasıl bir şey olduğunu görmüyor musun: Kendisi için hiçbir çıkar gözetmeyen bir sevgi, yalnız seninle dolu bir duygu, geleceğini aydınlatmak için seni gelecekte de izleyen bir sevgi olduğunu? Zira bu aşk gerçek ışık… seni, ağırlığıyla ezen bu hayatla hesabını kesmiş bilmeyi ve sevmenin ebedi olduğu dünyaya şimdi olduğundan daha yakın görmeyi ne denli şiddetle arzu ettiğimi görebiliyor musun? Yalnızca bir hayat için sevmek, acı çekmek değil midir? Bir yaratığın, çift tabiatlı olduğu zaman; asla aşka ihanet etmeyeni, tapmak için önünde diz çöküleni sevmekle ne kadar yüce duygulara yükseldiğini şimdi anlıyor musun?
Benim tabiatımı anlamış olsaydınız bana müzik dinletir; dertlerimi, sıkıntılarımı uyuturdunuz; ama siz beni kendiniz için seviyorsunuz, benim için değil.