Ben gökten uzakta, yurdundan kovulmuş bir sürgün gibiyim; yerden uzakta bir ucube gibi. Kalbim artık çarpmıyor, sadece kendimle ve kendim için yaşıyorum. Ruhumla hissediyor, alnımla nefes alıyor, düşüncemle görüyor, sabırsızlık ve arzulardan ölüyorum. Bu dünyada hiç kimse benim dileklerimi yerine getiremez, sabırsızlığımı yatıştıramaz ve ben ağlamayı da unuttum. Yapayalnızım. Kaderime boyun eğiyor ve bekliyorum.
Burada hiçbir şey istikrarlı değil.. Dünyevi sevgilerin geçici mutlulukları kimi ruhlar için daha kalıcı mutlulukların şafağını haber veren ışıklardır; tıpkı bir doğa yasasının keşfinin bazı ayrıcalıklı kafalara sistemin tümünü tahmin ettirmesi gibi. Bu dünyadaki kırılgan mutluluğumuz, dünyadan bir parça olan toprağın dünyaya tanık olması gibi, daha tamam bir başka mutluluğun tanığı olamaz mı?