Adı:
Seraphita
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056374302
Kitabın türü:
Çeviri:
İsmet Birkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Jaguar Kitap
"Çoğu kez insana, daha önce içinde yaşadığı hataların tam karşıtı olan erdemleri edinmesi için bütün bir hayat daha gerekir."

İnsanlık Komedyası'nın bugüne dek Türkçede eksik kalmış mistik temel taşlarından biri olan bu romanda, bazen Séraphita isimli zarif bir genç kıza, bazense Séraphitus adlı genç bir erkeğe dönüşen meleksi ve göksel kahraman; ruh, Tanrı, inanç, kadın ve erkek ilişkileri hakkındaki fikirleriyle iki yüz yıla yakın bir süredir insanlığı büyülüyor.

Balzac'ın, tıpkı ilk sayfalarda harikulade bir anlatımla bahsettiği o zor iklimleri ve yüksek tepeleri aşan okuyucularını metafizik bir şölenle ödüllendirdiği Séraphita, bambaşka bir Balzac'la tanışmak ve büyülenmek isteyenler için, İsmet Birkan'ın çevirisiyle ilk kez Türkçede...

"Séraphita benim ustalık eserim olacaktır. Bir Goriot Baba her gün yazılabilir ama Séraphita gibi bir yapıt bir ömürde ancak bir kez ortaya çıkar."

-Balzac-

"Özellikle Séraphita beni her zaman derinden etkilemiş, hattâ rahatsız etmiştir."

-Carlos Fuentes-

"Balzac ideal güzelliğe hiç bu kadar yaklaşmamıştı."

-Theophile Gautier-

"Benim bugüne dek çevirdiğim en sıra dışı ve ilginç metin..."

-İsmet Birkan-
"Benim ustalık eserim olacaktır." dediği Seraphita'sını okudum, Balzac'tan. Belki de yıllar sonra. Çünkü en son üniversitede Karşılaştırmalı Edebiyat dersinde okumuştum. Goriot Babası'nı... Seraphita'sı da hasret gidermek için küçük bir fırsat oldu benim için.

Onun ustalık eserim dediği kitabında diğer eserlerinin tadını alamasam da onlardan çokça farklı yanları vardı.

Okurken durup düşündüğüm, ne diyor bu Balzac dediğim, ilginç ama gerçek tespitlerini takdir ettiğim bir kitap oldu. Çünkü diğer eserlerine nazaran daha felsefi bir yapısı vardı. Öyle bir oturuşta bitirilecek bir kitap değilmiş, aksine uzun vadeli ama kopmayan bağlantıyla okunmalı.

Kitabına isim konusu olan kahramanın varlığı, bu varlığın haklı ikilemleri, çabası... Hepsinin de birbirinden uç noktaları.

Düşünsel yönüne bakınca kadın-erkek ikileminin izlerini görüyorum. Çünkü bu eserinden önce yazmış olduğu eserlerinde ya erkek vardı, ya da kadın. Ya kadın metaforunun içine işleniyordu, ya da erkek. Ama çoğunlukla kadınındı. Çünkü Balzac, kadın ruh tahlil ve tasvirlerinde oldukça başarılı bir kaleme sahipti.

Bu yönlerini biraz geri plana atınca anlatımınında da sertlik ve keskinlik vardı. Fakat ironik olsa da bir o kadar yoğun manalara gark ediyordu.

Birkaç gün boyunca elimde gezen bir kitap oldu. Bazen hakimiyeti kopardım, bazen işte sarıldım dedim. Ancak genel bir yorum yapacak olursam bu kitabı tekrar okuyacağım.

ÇÜNKÜ!

Goriot Babası'nı geçemedi bu kitap benim gönlümde.
...
-Yendin mi?
-Sahte sözü sükûtla, sahte bilgiyi alçakgönüllülükle, kibri hayırseverlikle, toprağı sevgiyle yendim. Haracımı ızdırapla ödedim, kendimi inançta yanarak arıttım, hayatı dua ederek diledim...şimdi bekliyorum: kaderime râzıyım!
.
Hakkında yazmak için ne tasarladıysam olmadı; her kelime yetersiz, her cümle eksik kaldı onu anlatmak için:
"SÉRAPHITA"
Aslâ bir kitap değil, tepeden tırnağa bir şâheser; maddenin ve mânânın, bedenin ve ruhun, ezelin ve ebedin içiçe geçtiği, her şeyin zıddıyla harmanlandığı, okurken zamanı durduran ve düşüncelerimizi şaha kaldıran bir başyapıt...

"Séraphita benim ustalık eserim olacaktır. Bir Goriot Baba her gün yazılabilir ama Séraphita gibi bir yapıt, bir ömürde, ancak bir kez ortaya çıkar" BALZAC

Herkes, ömründe en az bir kez, okumalı!..
Hangi dine mensup olursanız olun, iki cinsiyete de sahip bu ilahi varlığın inanılmaz akıl ve mantık içeren yorumlarını okumanız gerekir. Minna’nın saf duyguları Wilfrid’in tutkulu aşkı sizi kitaba bağlıyor.
Cinsiyeti olmayan mitolojik bir kahraman seraphita.. Wilfrid'in gözünde su gibi bir dişi, Minna'nin gözünde ise dayanılmaz bir erkek. Ama Seraphita maddeden arınmış sade, yoğun, salt bir ruh adeta Tanrının yeryüzüne indirdiği kendi parçasından bir ışık. Kitabi olurken madde ve manayı, bilim ve inancı kimi yerde Tanrıyı sorguluyorsunuz. Çok yoğun ve lirik bir anlatımı vardı. Tasavvufta oldugu gibi aciya gulmek, sabretmek, sevmek gibi bir çok duyguyu anımsattı birçok yerde. Hangi dinde, hangi inanışta olursanız olun insan ruhunun, özün ve mananın Tanrı sevgisinden doğduğunu ve onda hayat bulduğunu görüyorsunuz. Çok etkilendim. Gerçekten Balzac'ın kendisininde söylediği gibi ustalık eseri olmuş.
Seraphita'yı bitireli beş gün oldu ama yorum yazmak için geniş zamanı ancak bulabildim. Sözde yılın son kitabı olacaktı. Olmadı! Tahminimden daha uzun bir süre ayırmam gerekti. Çok derin bir eser. Balzac bu eserini diğer eserlerinin üzerinde tutma gayretinde, bence de tutmakta haklı... Neyse...
Kitabın genel teması ikilemler, karşıtlıklar üzerine, klişe biçimde iyi-kötü muhasebesi diyebilirim (en sevdiğim türlerden) iyinin ve kötünün hangisi olduğu okura göre...Bazen bana çok aykırı çok saçma gelen noktalar vardı. Bazen de kendimi bulduğum, tam olarak içimde ifade edilen noktalar vardı. Kitabın genel havası dini, bol İsa'lı bunu baştan söylemeliyim. Kitabın kahramanı da melek zaten, hem kadın hem erkek. :) Çok mistik, insan merak edıyor demi. Kadın ve erkek aynı gözden bakabilseydı nasıl olurdu diye. Benım iligimi ceken nokta da bu oldu. Balzac bu işi gercekten bilen buyuk bir yazar. Kitaba başlarken öyle detaylı tasvirler sunuyor ki okur bir anda kendını soguk dağlarla kaplı kar yığınlarının içinde buluyor. Yürüyorsunuz, bir yerlere varıyorsunuz burada sizi hayatın içindeki felsefeler karşılıyor. Dindarsaniz karşınıza karşıtınız, kadınsanız erkek versıyonunuz ( aslında buraya erkeğiniz yazacaktım ama riskliydi) güzelseniz çirkininiz, çirkinseniz güzeliniz çıkıyor ( siz olayı anladınız ya işte neysen tersin çıkıyor) Bana göre ve eserın asıl farkındalık yaratan gücü bu nokta. Okurken bazen sıkıldıgımı itiraf etmeliyim, özellıkle giriş kisminda. ilerleyen sayfalar konu bazında daha akıcı, felsefik boyutta üzerinde daha çok düşünmeyi gerektiren noktalarla doluydu. Okuma süremi uzatan da buydu. Bazı paragrafların üzerinde bolca düşündüm.(bunlardan birkacını yorumlara atacagım siz de okudugunuzda neler olup bittigini ve kitapta sizi neyin karşılayacagını daha net anlayacaksınız) Kitabın çevırısi bazen yorsa da bana göre tadında olmuş. Bilmedigim çok -eski- kelime vardı. Ne kadar okusam da belli bir etimolojik eksiklik hissettim. Kısaca Seraphita böyle eser... Şimdi asıl konuya geliyorum. Benim kitaptaki konulara bakış açım, evet bende her insan gibi doğrunun yanında olmayı isteyen biriyim. Fakat bu doğrunun kendi doğrum mu? Yoksa başka birinin doğrusu mu daha doğru, bunun ayrımına her insan gibi karar veremeyen biriyim. Benciller bu konuda daha kararlı demi. Etrafta, kendi doğrularını saplantı halinde doğru kabul eden ne çok insan var. Narsizmin zirvesi...Ayar oluyorum öylelerine... dogmalara saplanıp kalan bunu etrafına fanatık boyutta pazarlayan insan ne çok. ( bu cumlem bile bir dogma olabilir asıl olan sizdeki)... Neyse... Daha öncede belirtmiştim, iklimim değişti, gereksiz romantizm etkileri üzerimde ve bu fikirlerimin çok hızlı değişmesine sebep oluyor daha önce "Yaratıcı obje" üzerine fikirlerim daha farklıydı lakin son dönem de böyle birşey varsa bile bu gücün kesınlıkle iyi bir yazılımcı oldugunu düşünüyorum. İnsana bakınca sadece çok gelişmiş bir teknolojiden başka bir şey göremiyorum.. burada bitirmeliyim.. yazım bozuluyor noktalamalar uçtu zaten cümleler kopuyor... saçmalıyorum... gidiyorum... bye...
#okudumbitti diyorum ama bunu söylemek gibi bir çırpıda ifade edemiyorum duygularımı. Bazen zarif bir kız bazen de büyüleyici genç bir erkek olarak görünen Seraptiha aracılığıyla Balzac, eşsiz bir mistik yolculuk sunmuş bizlere. Kadın ve erkek ilişkileri, maddi ve manevi dünya gibi konuların bolca geçtiği ve iredelendiği bu kitapta son sayfalarda bir de dünyayı şiddetle ele geçiren ve sömüren krallara/kraliçelere bir serzeniş de var. Maddi dünyanın ve uğraşlarının, manevi dünyaya yönelmek yanında boş hevesler olduğunu sürekli ifade eden Seraphita, gönlünde ve tüm ruhunda yalnızca Tanrı'yı hisseder ve ona göre yaşar. Dünyanın sunduğu tüm geçici hazlar karşısında o sonsuz nimetleri ve sonsuz sevgiyi seçer. Ayrıca yaşadığı süre zarfında hayatına girmiş olan insanlara da kendi bilgeliği aracılığıyla esas sevgiyi anlatmaya çalışır. Balzac kaleminden çıkmış ve efsane bir mistik eser okumak isterseniz Seraptiha müthiş bir seçim.
"Séraphita benim ustalık eserim olacaktır. Bir Goriot Baba her gün yazılabilir ama Séraphita gibi bir yapıt, bir ömürde, ancak bir kez ortaya çıkar" BALZAC

Seraphita , Louis Lambert vasıtası ile ulaştığım bu roman, adeta başka bir dünyaya ait .Louis Lambert kitabın başında Emmanuel de Swedenborg adında bir rahibin kitabını okuyor. Emanuel Swedenborg (doğum adı: Emanuel Swedberg; d. 8 Şubat 1688, Stockholm, İsveç – ö. 29 Mart 1772, Londra, İngiltere),

"İsveçli bilim insanı, filozof, Hristiyan mistiği ve din bilimcisi. Mucit ve bilim insanı. Swedenborg elli altı yaşında hayaller gördüğü spiritüel bir döneme girdi. Spiritüel bir uyanış yaşayan filozof, Tanrı tarafından Hristiyanlığı ıslah edecek göksel bir doktrin oluşturmak için görevlendirildiğini iddia etti. Tanrı’nın gözlerini açtığını, istediği gibi cennet ve cehennemi ziyaret edebileceğini; melekler, iblisler ve diğer ruhlarla konuşabileceğini öne sürdü."

O zamanki İsveç kraliçesi, sadece Tanrı ile arasında olan bir konuyu Swedenborg'un bilmesi nedeniyle, onun Tanrıyla görüştüğüne inandığını söyledi .

Kitap zaman zaman zorlasa da, biryerden sonra çok ilgimi çekmeye başladı.
Sakın aklınıza klasik bir Balzac eseri gelmesin..
Alıntılarım kitabın içeriği hakkında gerekli fikirleri vercektir..
<Spoiler içerir.>

Balzac, bu romanında mistik bir konuyu, iki insanın -Wilfrid ve Minna- bir meleğin doğasına ve ihtişamına sahip ve tıpkı bir melek gibi cinsiyetsiz olan Seraphitus/Seraphita'ya duydukları umutsuz aşkı isliyor. Seraphitus/Seraphita genç yaşına rağmen öyle bir saflık, öyle bir ruh ve zihin olgunluğuna erismistir ki insani tüm zevk ve hevesler onda küçümseme uyandırmakta, onu sadece Tanrı'ya duydugu aşk cezbedilmektedir. Bu yüzden kendisine büyük bir aşkla baglı Wilfrid ve Minna'nın aşklarını karşılıksız bırakmakta, onlara baska dünyalara ait olduklarını sezdirmektedir. Seraphitus/Seraphita'nın dünyaya yabancılığı ve Tanrı'ya duydugu ask günden güne büyümekte ve onu bu dünyadan koparmaktadır.

Romanda felsefik yön ağır basmaktadır. Yazar, İsvecli ünlü mistik Emanuel Swedenborg'un fikirlerini islemekte, dualist ve panteist inancları reddedip, bilimi evreni doğru okumamakla elestirmektedir. Romanda fikirlerini Seraphitus/Seraphita agzından uzun monologlarla -ki uzun monologları hic sevmem- okuyucuya aktaran Balzac, bunun üzerine fazla tumturaklı buldugum bir dil de kullandığı icin okuyucuyu -en azından beni- sıkmaktan kacınamamaktadır. Belki bunda Balzac'ın el üstünde tutar göründüğü Swedenborg'un görüslerinin coguna katılmamam da etkili olmuş olabilir. Onun Tanrı,melekler ve ahiret konusundaki fikir ve tasavvurlarının benimkilerle pek örtüşmedigini söyleyebilirim. Sonuç olarak Balzac sevenlerin ve Swedenborg'a ilgi duyanların romanı okumalarını yine de tavsiye ederim.
Kadın sevgiyle anlar, anlamadığı zaman hisseder, hissetmediği zaman görür; görmüyor, hissetmiyor, anlamıyorsa, o zaman bu dünya meleği sizi korumak için sezgisini kullanır ve korumasını da sevginin kayrası altında gizler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Seraphita
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056374302
Kitabın türü:
Çeviri:
İsmet Birkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Jaguar Kitap
"Çoğu kez insana, daha önce içinde yaşadığı hataların tam karşıtı olan erdemleri edinmesi için bütün bir hayat daha gerekir."

İnsanlık Komedyası'nın bugüne dek Türkçede eksik kalmış mistik temel taşlarından biri olan bu romanda, bazen Séraphita isimli zarif bir genç kıza, bazense Séraphitus adlı genç bir erkeğe dönüşen meleksi ve göksel kahraman; ruh, Tanrı, inanç, kadın ve erkek ilişkileri hakkındaki fikirleriyle iki yüz yıla yakın bir süredir insanlığı büyülüyor.

Balzac'ın, tıpkı ilk sayfalarda harikulade bir anlatımla bahsettiği o zor iklimleri ve yüksek tepeleri aşan okuyucularını metafizik bir şölenle ödüllendirdiği Séraphita, bambaşka bir Balzac'la tanışmak ve büyülenmek isteyenler için, İsmet Birkan'ın çevirisiyle ilk kez Türkçede...

"Séraphita benim ustalık eserim olacaktır. Bir Goriot Baba her gün yazılabilir ama Séraphita gibi bir yapıt bir ömürde ancak bir kez ortaya çıkar."

-Balzac-

"Özellikle Séraphita beni her zaman derinden etkilemiş, hattâ rahatsız etmiştir."

-Carlos Fuentes-

"Balzac ideal güzelliğe hiç bu kadar yaklaşmamıştı."

-Theophile Gautier-

"Benim bugüne dek çevirdiğim en sıra dışı ve ilginç metin..."

-İsmet Birkan-

Kitabı okuyanlar 35 okur

  • Yiğit Pekmezci
  • Olricc
  • Çöl Erguvanı
  • Arponi Reed
  • Ruken Mollaoğlu
  • Yusuf
  • Deniz Cakır
  • Kitap Odası
  • Şeyda
  • Eda Gülberk

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (3)
9
%33.3 (5)
8
%6.7 (1)
7
%26.7 (4)
6
%6.7 (1)
5
%0
4
%6.7 (1)
3
%0
2
%0
1
%0