Aybike

Aybike
@Miraydeniz
Öğretmen / Müdür Yard.
Yüksek Lisans
44 okur puanı
Aralık 2016 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Öğretmen olmak; Hayatlara iz bırakmak..
Puan vermedi·208 syf.··
2026 38. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:14
Öğretmenlik hayatım boyunca yüzlerce öğrencinin hayatına dokunma fırsatı buldum. Kimi zaman bir öğrencinin gözlerindeki heyecana ortak oldum, kimi zaman sessizce yardım bekleyen bakışlarında kendimi buldum. Yıllar içinde öğrendiğim en önemli şeylerden biri, öğretmenliğin yalnızca ders anlatmak olmadığıydı. Doğan Cüceloğlu’nun Öğretmen Olmak kitabını okurken de bu düşüncemin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha hissettim. Kitabın ilk sayfalarından itibaren kendimden izler buldum. Mesleğe yeni başladığım yıllar aklıma geldi. Elimde ders planları, zihnimde büyük idealler vardı. Her şeyi eksiksiz yaparsam iyi bir öğretmen olacağıma inanıyordum. Ancak zamanla fark ettim ki öğrencilerimin yıllar sonra hatırladığı şey anlattığım konular değil; onlara nasıl hissettirdiğim, onları ne kadar anladığım ve değer verdiğimdi. Cüceloğlu’nun satırları da tam olarak bu gerçeği hatırlatıyordu. Kitabı okurken yıllar önceki bir öğrencim gözümün önüne geldi. Derslerde pek konuşmayan, çoğu zaman arka sıralarda oturan bir öğrenciydi. Akademik başarısı çok yüksek değildi ama bir gün teneffüste yanıma gelip sadece kendisini dinlediğim için teşekkür etmişti. O gün bunun ne kadar önemli olduğunu tam olarak anlayamamıştım. Bugün dönüp baktığımda, öğretmenliğin bazen bir konuyu öğretmekten çok bir çocuğun kendisini değerli hissetmesini sağlamak olduğunu görüyorum. Doğan Cüceloğlu da kitabında bu insani bağı öylesine samimi bir şekilde anlatıyor ki, okurken kendi öğrencilerinizle yaşadığınız anılar bir bir zihninizde canlanıyor. Kitabın beni en çok etkileyen yönlerinden biri, öğretmenin önce kendisini tanıması gerektiği düşüncesiydi. Çünkü sınıfa yalnızca bilgilerimizle değil; kişiliğimizle, değerlerimizle ve hayata bakışımızla giriyoruz. Bir öğrencinin özgüven kazanmasında, hayal kurmasında ya
Öğretmen OlmakDoğan Cüceloğlu · Final Kültür Sanat Yayınları · 20138,5bin okunma
Reklam
“Empat: Günümüzün Yaralarına Tutulan Edebi Bir Ayna”
Puan vermedi·160 syf.··
2026 37. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:12
Sayın Günay Gafur, insanları uykusuz bırakmaya ne hakkınız var :)) Şaka bir yana ben, uyumadan önce klasik rutinimi yapayım, kitaba biraz başlayayım, yarın devam ederim mantığıyla kitabı elime aldım. Ama ne mümkün ki elimden bırakamadım. Ben aslında sadece bir polisiye okumadım; insan ruhunun en karanlık köşelerine, hafızanın yüküne ve vicdanın sessiz çığlıklarına tanıklık ettim. Roman boyunca ilerleyen gizem beni etkiledi ve sürekli tetikte tuttu. Özellikle çocukluk travmaları, kayıplar ve geçmişle hesaplaşma temalarının işlenişi son derece etkileyiciydi. Bunun yanısıra yazarımızın dili akıcı olmasının yanında oldukça sinematografik. Bazı sahneleri okurken kendimi bir filmin içindeymiş gibi hissettim. Ancak kitabı benim gözümde özel kılan yalnızca sürükleyici kurgusu değil; günümüz dünyasının karanlık gerçeklerine de cesurca dokunabilmesi oldu. Güncel toplumsal yaralara, insanlığın ortak acılarına ve çağımızın giderek büyüyen vicdan krizlerine yaptığı göndermeler, romanı sıradan bir polisiyenin çok ötesine taşıyor. Bu yönüyle Empat, yalnızca bir suç hikâyesi anlatmıyor; aynı zamanda yaşadığımız döneme güçlü bir edebi tanıklık sunuyor. Roman boyunca hissedilen karanlık atmosfer, merak unsuruyla birleşince sayfalar adeta kendiliğinden akıyor. Fakat kitabın asıl başarısı, okuru yalnızca “katil kim?” sorusunun peşinden sürüklememesi; aynı zamanda “insan neden böyle olur?” sorusunu da sordurabilmesi. Bu nedenle hikâye bittiğinde geriye sadece çözülmüş bir gizem değil, üzerinde düşünülmesi gereken birçok duygu ve soru kalıyor. Empat, polisiye sevenler için güçlü bir eser olduğu kadar, insan psikolojisine ve toplumsal gerçeklere ilgi duyan okurlar için de son derece değerli bir roman. Günay Gafur bir kez daha gerilimi, edebiyatı ve insan ruhunun derinliklerini ustalıkla
EmpatGünay Gafur · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20266 okunma
Grange beni hep etkilemişti ama kendinden hikaye beni mahvetti!..
Puan vermedi·280 syf.··
2026 30. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 11:49
Yazarın en korkunç kitabı budur; Çünkü hepsi gerçek!.. Jean Christophe Grange’ın her kitabını bir solukta okumuşumdur, uyarlanan filmlerini izlemişimdir.Hep ona sorulduğu gibi “Bunlar aklına nerden geliyor?” diye ben de düşündüm. Ama gerçekten esinlenmesi büyük bir hüzün, acı bıraktı bende. Bu kadarı da olmaz diyebileceğimiz şeylerin hayal ürünü olmadığını görmek, hissetmek hayatın adil olmadığı sorgusunu tekrar yaptırdı bana.. Keşke hayal ürünü olsaymış, bir kadının, bir evladın, bir insanın bunları yaşamış olması gerçek olmasaymış .. İçim parçalandı ve bunu tarif edecek kelime ya da cümleler bulamıyorum. “Ben Şeytanın Oğluyum” okuduğum en sarsıcı kitaplardan biriydi. Kitabı etkileyici kılan şey yalnızca yaşanan olaylar değil, bunların yazarın kendi hayatından izler taşımasıydı. Sayfalar boyunca bir insanın yaşadığı acılara, çaresizliğe ve mücadeleye tanıklık ettim. Ancak bazı bölümler vardı ki onları okurken yalnızca üzülmedim; içimde derin bir sızı hissettim. Özellikle “Bazen çok daha kötüsü oluyordu; beni bebeği yalnız bırakmaya mecbur ederek zorla gece âlemlerine götürüyordu!” cümlesi beni derinden etkiledi. Bir annenin, en değerli varlığı olan bebeğinden ayrılmaya zorlanması ve bunun karşısında çaresiz bırakılması bana acımasızlığın ne kadar ileri gidebileceğini düşündürdü. Bu cümleyi okurken yaşanan olayları gözümde canlandırdım ve bir annenin kalbinde açılan yarayı hissetmeye çalıştım. O anlarda hissedilen korkuyu, vicdan azabını ve çaresizliği düşünmek bile üzücüydü. Beni en çok etkileyen bölümlerden biri de “Jean-Christophe’ a her gün benim fotoğrafımı göster. Beni unutmasın!” sözleri oldu. Bu cümlede bir annenin bütün sevgisi, özlemi ve korkusu saklıydı. Bir annenin çocuğuna kavuşamama ihtimali karşısında tek dileğinin unutulmamak olması yüreğimi burktu.
Ben Şeytanın OğluyumJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 0154 okunma
Freida Mcfadden kitaplarının sürükleyiciliği bambaşka bir boyut..
Puan vermedi·344 syf.··
2026 28. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:00
Freida McFadden’ın anlatım dili inanılmaz akıcı ve sürükleyici. Uzun zamandır bir yazarın hikayeleri beni bu kadar şaşırtmamıştı. Freida McFadden, benim için beğendiğim yazarlar arasında hızla ilk sıralara yükseldi. Sayfaları okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Hiç bir işim olmasa ve sadece okusam modunda oluyorum. Spor yaoarken bile antrenman aralarında kitabı okuyorum, elimden bırakamıyorum. Öğretmen adlı romanını da bitirdiğimde uzun süre elimden bırakamadım. Bir öğretmen olarak beni en çok etkileyen şey, kitabın yalnızca bir gerilim hikâyesi anlatmıyor oluşuydu; aynı zamanda okul koridorlarının sessizliğinde biriken kırgınlıkları, görünmeyen baskıları ve insanların birbirine karşı taşıdığı gizli yüzleri de büyük bir ustalıkla ortaya koyuyordu. Mesleğin içinden biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, kitapta kurulan atmosfer son derece gerçekçiydi. Öğretmenler odasındaki o ince gerilim, öğrencilerle kurulan hassas denge, dışarıdan bakıldığında sıradan görünen ama içeride insanı tüketebilen detaylar… Tüm bunlar o kadar tanıdıktı ki bazı sayfalarda kendimi hikâyenin içinde yürüyormuş gibi hissettim. Freida McFadden’ın dili söylediğim gibi oldukça akıcı; fakat kitabı etkileyici yapan asıl unsur, insan psikolojisini katman katman işlemesi. Her karakterin içinde sakladığı başka bir gerçek var ve yazar bunu okuyucunun zihnine küçük şüpheler bırakarak ilerletiyor. Tam “Artık her şeyi çözdüm.” dediğiniz anda, tüm dengeler yeniden değişiyor. Özellikle eğitim ortamının yalnızca akademik bir alan olmadığını, aynı zamanda insanların korkularını, zaaflarını ve güç savaşlarını taşıdığı bir yer olduğunu çok çarpıcı biçimde hissettiriyor. Bir öğretmen olarak kitap boyunca sık sık şunu düşündüm: “Gerçek hayatta da insanların görünen yüzüyle gerçek yüzü arasında ne
ÖğretmenFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,918 okunma
Gerilim ve psikolojik çözümleme seven okurlara şiddetle önerimdir
Puan vermedi·360 syf.··
2026 22. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 11:22
İnanılmaz bir seri okumanın hala büyüsündeyim ve sanırım hiç çıkamayacağım.. Çıkmak istiyor muyum ayrıca? Aslaaa… Serinin son kitabı olarak okuduğum “Hizmetçi İzliyor” benim için yalnızca sürükleyici bir gerilim romanı olmadı; aynı zamanda insanın karanlık tarafına, bastırılmış korkularına ve görünmeyen yalnızlıklarına açılan sarsıcı bir kapı gibiydi. Sayfaları çevirdikçe yalnızca olayların gizemi değil, karakterlerin iç dünyalarındaki çatlaklar da insanın içine işliyor. Özellikle yazarın o boğucu atmosferi adım adım kurma biçimi, okuru kitabın içine çekip uzun süre çıkmasına izin vermiyor. Roman boyunca sürekli diken üstünde hissettim. Her bölümde “asıl gerçek şimdi ortaya çıkacak” derken bambaşka bir gerçekle yüzleşmek, kitabın en etkileyici yanlarından biriydi. Freida McFadden’ın sade ama güçlü anlatımı sayesinde hikâye akıp gidiyor; gereksiz hiçbir ayrıntı yok ama her cümlede yaklaşan fırtınanın hissi var. Beni en çok etkileyen şey ise kitabın yalnızca bir gizem hikâyesi anlatmamasıydı. Güven duygusunun ne kadar kırılgan olduğunu, insanların dışarıdan göründüğü gibi olmayabileceğini ve bazen en büyük tehlikenin tam da en yakınımızda saklanabileceğini hissettiren psikolojik derinliği vardı. Kitabı bitirdiğimde uzun süre etkisinden çıkamadım; bazı sahneler zihnimde dönüp durdu. Gerilim ve psikolojik çözümlemeyi seven herkesin mutlaka okuması gereken, temposu hiç düşmeyen, insanı hem meraklandıran hem de huzursuz eden çok güçlü bir roman olduğunu düşünüyorum. “Hizmetçi İzliyor”, bende uzun zaman iz bırakacak kitaplardan biri oldu.
Hizmetçi İzliyorFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20245,1bin okunma
Reklam