Bile bile lades!
Ağların içinde çırpınan küçük bir derviş balığı gibiydi. Aç balıkçılar yemi dibe saldıklarında, oltaya takılan hayat arkadaşını yalnız bırakmazmış bu derviş balığı, başına ne gelirse gelsin eşini terk etmezmiş. Bile bile ladesti bu.
Kadere hep inanmışımdır, bu yüzdendir ki Allah, karşımıza hiç kimseyi tesadüf eseri çıkarmıyordu. Hayatımıza girmiş, girecek olan ve geçmiş insanların hep bir görevi vardı, tesadüf gibi görünen hiçbir şey aslında tesadüf değildi. Bizler de yaşamın içinde farklı rolleri üstlenmişken bütünü göremiyor, dolayısıyla da doğru yönetemiyorduk. Hâlbuki bütüne bakmak lazımdı. Farkına varmadan bize düşen rolleri kendi doğal akışı içinde sergiliyorduk. Arada bir durup, geriye çekilip, en tepeden, neler olup bittiğine azıcık bakabilsek, akışın yönünü de hızını da kendi gücümüz çerçevesinde ayarlayabilsek daha doğru yön verebileceğimiz hayatlarımız olabilirdi.