YEŞİL KAPI
“Her şeyin fazlası mahvederdi insanı, hep bir kararda olmalı. Ağlayacaksan ağla ama dereleri taşıracak kadar değil, üzüleceksen üzül ama dünyanı ters yüz edecek gibi değil.”
“Sevgi net, acabasız ve pürüzsüz olmalıydı, pürüzlü olduğunu hissetmeye başladığında şüphe ve belirsizlikleri de peşi sıra sürüklerdi. Fedakârlık beklemek, kırılgan noktaları açığa çıkarır ve kalbinin derinliklerinde kargaşa yaratabilirdi. Sadece ağrı, sadece dert.”
Güven bilgisayardaki Yusuf karakteri ile başladım esere ve sonrasında okuduklarım ise beni çok şaşırttı. Baba oğul klasik bir normal hayat sürerken birden çıkan Bahadır karakteri, Yusuf’un hayatını tümden değiştirmesi kötü oldu. O şekilde bir şeylerin yaşanmasını hiç beklemiyordum. Ben şok... Dicle’nin yurt dışı serüveni sonrası Yusuf’un da bir şekilde Londra’ya gitmesi ve orada yaşadığı sorunlar beni epey gerdi. Türkiye de Bahadır, Londra da Füsun... Sorunlardan kaçarken daha büyük sorunların olacağını bilemezdi Yusuf, ve basit bulduğu sakin hayatını özleyeceğini de... Füsun karakterini kuaför salonunda yaptığı güzel davranışlar sonrası sevmiştim ve gençliğinde yaşadıklarına da çok üzülmüştüm. Ancak sonrasında kadın Yusuf’a takınca ve saçma sapan şeyler yapınca resmen tiksindim... Bu arada s.44 te güneşi içmek konusunu okuyunca 90 larda Fransa’dan gelen akrabalarımdan güneş hapını duyduğumda çok şaşırmıştım. Eserden güzel notlar çıkardım ve alıntıları keyifle seslendirdim. Yazarımızın emeğine yüreğine sağlık.
#songülbaş #yeşilkapı #okudumbitti #yorum