Evren üzerine düşünmek, uzun tarihinin büyük bölümünde ve bölgelerinin büyük çoğunluğunda olduğu gibi onu insansız olarak, insanın ötesinde düşünmek gerçekten büyük bir serüvendir. Bu nesnel bakış nihai sonuca ulaştığında ve maddenin gizi ve görkemi tam olarak değerlendirildiğinde, bu nesnel gözü, madde olarak görülen insan üzerine çevirmek ve yaşamı bu en büyük derinliğin evrensel gizinin bir parçası olarak görmek, çok ender ve çok heyecan verici bir deneyim duygusu yaratır. Bu deneyim, evrendeki bu atomun, eş deyişle kendini gözleyen ve niye şaşırdığına şaşan bu şeyin -merak içindeki atomların- mahiyetini anlamaya çalışmanın beyhudeliğinden zevk alma ve gülümsemeyle sonuçlanır. Bu bilimsel bakışlar korku ve gizle nihayetine erer, belirsizliğin sınırlarında kaybolur. Fakat onlar o kadar derin ve etkileyici olacak şekilde görünürler ki, insanın iyi ve kötü için mücadelesini seyretmek üzere Tanrı için bir sahne olarak düzelenen toeri, yetersiz görünür.