Prens Hakkında Görüşlerim;
Devletler cumhuriyet ve prensliklerden oluşmakta. Bu kitapta da prenslikler konusu işlenmektedir. Dört grupta incelenen prenslikler mirasa dayalı, karma prenslikler, yeni prenslikler, kilise prenslikleri olarak ayrılırlar. Temelde prens yönetimdedir. Herkese gerektiği şekilde davranır çünkü halkına dışarıdan bakar, herkesle bağ kurmak değildir amaç, devleti ayakta tutmaktır. Bu yüzden halka karşı duygusal bağlanımı olmaz. Halk ona karşı hürmet eder ama korkar da ama bu nefrete dönüşmez şekilde olur. Gerektiği yerde halkın yüzüne gülümser belki onlar hakkında kötü düşünmez. Ama devlete yarar sağlamadıkları konusunda eleştiriye, hükmetmeye yatkındır. O normal tabakadaki insanlar gibi bakamaz, çünkü üsttedir. Onlara sevgi duymak zorunda değildir, ama başında bulunduğu devletini, o sorumluluğu görevi bilir ve canı pahasına savunur, yönetir... Halkın da istediği, bulunduğu devleti en iyi adaletli ve ayakta tutacak bir prensliktir. Yoksa sadece sevgisini sunup, devletini yokluğa bırakacak bir yönetim biçimine halk da göz yummaz. Prens halkın öfkesini kazanmamalıdır da.
Ama genel yargıda insanlarca bunun bilinci oluşmuş değildir. Tilki ya da aslan görünce ya da despot biri tanımını yapınca insanlar buna iyi gözle bakmaz gibi, ama kabullendikleri de bu davranışta olan ve devleti iyi yöneten bir hükümdardır. Kitle psikolojisi kitabında şöyle denir “Bugün bile kitlenin bireyleri, önderlerince eşit ve adil biçimde sevildikleri gibi bir illüzyon (hayalin) varlığını gereksinir; oysa önderin kendisi kimseyi sevmek zorunda değildir, despot mizaçlı biri olabilir pekâlâ, mutlak bir bensevi (narsizm) peşinde koşabilir, ama kendine güven ve bağımsızlık içinde yaşar” (Freud, 2020, s.83). Bu şekilde bu sözcüğümü ve kitapta geçen prenslik konusunu destekler
1513 gibi erken bir tarihte, başka hiçbir şeye benzemeyen hükümdarlara, iktidarı nasıl ellerinde tutacaklarını öğreten bir başucu kitabıdır Prens. İdeal bir Rönesans hükümdarı neye benzemelidir? Machiavelli'nin tartıştığı ana soru budur. Machiavelli'nin görüşüne göre, güçlü bir devlet için ön koşul, hükümetin gücünü ne pahasına olursa olsun herhangi bir yolla savunma yeteneğidir. Bu nedenle, devletin istikrarı garanti edildiği sürece, suç sayılacak tüm yollara, şiddete ve gerektiğinde ölümüe başvurulabileceğini ifade ediyor. Ancak Machiavelli acımasızlığı ve şiddeti kendi adlarına tam olarak savunmuyor, yalnızca devleti korumaya yönelik gerekli görüyor.
On altıncı yüzyılda, "Makyavelcilik" terimi doğdu: Bir "Makyavelci" günümüzdeki sözlere göre “siyasi hedeflerine ulaşmak için her tür aracı meşru sayan bir görüş" olarak tanımlanır o zamandan bu yana. Hitler ve Mussolini gibi diktatörlerin kitabı çok sevdikleri gerçeği, yazarı bugüne kadar itibarsızlaştırmaktan daha fazlasını yaptı.
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201820,3bin okunma
Bu kitap hakkında ne söylense eksik kalacaktır.
Söylediği fikirlere katıldığım için böyle düşündüğümü sanmayın sakın. Aksine hayatım boyunca ne kadar nefret ettiğim siyasi ideolojiler varsa hepsinin yaptığı rezillikleri dile getirip kendince sağlam bir temele dayandırmış.
Prens'in önemi şuradan gelmektedir. Yöneticilerin din, siyaset, ahlak ve yüce ülküler uğrana yaptıklarını söyledikleri zulüm ve alçaklıkları "siyaset ahlakında" meşru ve sıradan şeylermiş gibi dile getirmesidir. Yani "siz bunları o yüce ülküler için değil koltuğunuzu elinizde tutmak için yapıyorsunuz. Ama size hak veriyorum o koltuk için her şeyi yapabilirsiniz." der bize Makyavel.
Siyasetin ve yönetimin tüm kirli çamaşırlarını önümüze dökerek "Kral çıplak!" deme cesaretinde bulunduğu için yüzyıllarca eleştiri bombardımanına tutulan Makyavel, ilginçtir ki yine aynı kişiler tarafından siyasette örnek alınarak tüm söyledikleri yüce ülküler ardına saklanarak uygulanmıştır.
Üzerine 500 yıldır konuşulan bu kitap hakkında eğer kıyamet kopmazsa bir 500 yıl daha konuşulacağına eminim.
Dünya Tarihi ve en çok İtalya tarihinden birçok örnekle tezlerini anlatan yazarın bu siyaset tarihi alanındaki en önemli eserini özellikle siyasetin kirli yüzünü görmek isteyen okurlara tavsiye ederim.
Kitapta devlet yönetiminin başındaki prensin nasıl olması gerektiği hakkında geniş kapsamlı bilgiler var. Tespitlerin birçoğunun yerinde ve doğru olduğunu düşünüyorum. Her vatandaş kendi devlet yöneticisine belli erdemler yüklemek istese de iyi olduğunu varsaydığımız birçok yönetici aslında yeri geldiğinde kötü olmayı da bilir. Hatta zamanla bu kötü yönlerini göstermeden ya da inkar ederek iktidarını sağlamlaştırır.
Kitapta en doğru bulduğum tespitlerden biri "Halkın nefretini kazanmamak en iyi kaledir" sözü oldu. Gerçek ve güncel hayata baktığımızda da görürüz ki, en iyi yöneticilerin kalkanı her zaman halk ve halkın sevgisi olmuştur. Kitapta da söylenen "halk bir kere silaha sarıldı mı, halkın yardımına koşacak yabancılar her zaman bulunur." sözü bunu destekler nitelikte. Bu cümle bana bir de en kötü, en zalim yöneticilerin bile çoğu zaman yabancı bir yöneticiden daha iyi olduğunu düşündürdü.
Kitapta paralı ordular ve yardımcı ordular konusunda ki güvensizlik de doğru ve yerinde bir karar. Paralı ordular saf değiştirebilecek ordulardır. Yardımcı ordular ise, sizi onların kölesi haline getirir.
Kitabın ana fikrine ve bence en vurucu cümlesine gelecek olursak:
" Ve insanlar kendisini sevdiren birinden çok, kendisinden korkulan birine zarar vermeyi pek göze alamazlar."
Gerçekten de sevmek, sevilmeyi beklemek birine fırsat vermektir. Sevilmeyi bekleyen yönetici aynı oranda sevilmemeyi de bekleyecektir. Çünkü halkın yararına da olsa halka zıt olan bir düşünceyi paylaştığında halkın iradesine bağlı olan sevgi değişmeye başlayacaktır. Bu yüzden korku ve itibar her zaman halkın sevgisinin yanında hissettirilmelidir.
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201820,3bin okunma
Sanki uzun zamandır inceleme yazmıyorum, çünkü içimden yazmak gelmedi. İlgi alanımın olmadığı kitapları okumak yorucu olabiliyor, “Prens” gibi. Ne kadar sade bir üslupla yazılmış olursa olsun, tarzım olmadığından dolayı, sıkıcı bir yolculuktu. Yıllardır kitaplığımda beklediği için şans vermek istemiştim sadece.
İtiraf ediyorum, 1532 yılında yayımlanan bir kitabı okumak çok değişik bir deneyimdi. Yazarla ve yaşadığı dönemle ilgili bilmediğim çok fazla şey olduğu için giriş kısmını sona bırakmadım bu kez. Yazarın yaşamı ve eserleri hakkında oldukça detaylı bir bölüm var, daha sonra Prens kitabı üzerine her noktayı ele alan bir yazı okudum. Bu kısımları okuduktan sonra yazar ve kitap hakkında çok şey öğrendim, hâlâ beni cezbeden bir şey olmadığı halde okumaya devam ettim. Konusu nedeniyle mühim bir kitap aslında ve yazıldığı dönemde anlaşılmayarak hak ettiği değeri de görememiş. Ben de sevemedim üstelik, Machiavelliciğim sorun sende değil bende.
Devlet yönetimi ve iktidarlar hakkında yazılmış bir kılavuz gibi, tüm bunların gerçek doğasını sunuyor. Siyaseti, idare etmeyi felsefi anlamlarda değerlendiriyor. Prenslikler ve onlarla ilgili her şey, kitabın genelini oluşturuyor. Prensliklerin anlatıldığı kısımlarda tanıdık isimlere ve olaylara denk gelmek hoşuma gitti ve tarih bilgimle gurur duydum doğrusu. İyi ki edebiyatın yanında tarihe de bir merakım var, gerçi o tür kitaplar okumuyorum pek ama araştırma yapmayı çok seviyorum. Prensliklere dair her şey incik cıncık ediliyor, öyle ki insan erdemlerine bile el atmış yazarımız: Cimrilik, cömertlik, zalimlik, merhamet ve söz tutmak gibi. Tabii ki tüm bunları Prenslikler açısından inceliyor.
Kitap hakkında yazılacak birçok şey var elbette ve derin bir analizi de hak ediyor, ama ben yazmak istemiyorum sevemediğim için.
Tarih ve siyaset içerikli kitaplar okumayı pek sevdiğim söylenemez ancak bu kitabın edebi üslubuyla diğer ülkelerdeki prenslikler(yönetim) hakkında çeşitli bilgiler edindim.
Akıcı bir anlatımı var Machiavelli’nin, sıkılmadan bitireceğiniz bir eser.
Prens; 26 bölümden oluşuyor.Bölümler ahlak, siyaset,din,erdem, talih, özgür irade ve insan ilişkileri üzerine.
Okurken devlet yönetiminden, yönetimin nasıl olması gerektiğinden ya da olmaması gerektiğinden, bir prensin iktidardayken nasıl davranması/ davranmaması gerektiğinden tarihten örnekler vererek bahsedildiğini görürüz.
Kitabın 18.bölümündeki şu ifadeyi çok beğendim:
“Tuzakları tanımak için tilki, kurtları korkutmak için de askan olmak gerekir.”
(Bir prens hayvan doğasını iyi kullanabilmelidir. Bunun için aslan ve tilkiyi seçmelidir;çünkü aslan kendini tuzaklardan koruyamaz, tilki de kendini kurtlardan koruyamaz.)
Askeri güç, ruhban sınıf, bağımsızlık, devlet-birey-özgürlük ilişkilerini irdeleyen politik bir başyapıt olarak nitelendirilen Prens te Machiavelli, dünyanın en ünlü başyapıtlarından sayilan ve Hükümdar olarak da geçen eserinde bir hükümdarın, iktidarı ele geçirmek ve korumak adına neler yapması gerektiğini ele alır. Konuyu tarafsız olarak ele alan yazar hala geçerliliğini koruyan durumlarla kişinin bir hükümdar, bir kral ya da bir başbakan olması için neleri feda etmesi gerektiğini rahatsız edici gerçeklikle gözler önüne sermektedir kitapta...
Prens ya da Hükümdar, hem sevilen hem korkulan bir insan olmalıdır. Bu iki özellik bi arada bulunamıyorsa birinden vazgeçilecekse korkulan insan olmak iyidir çünkü insanlar genellikle nankör, değişken, ikiyüzlü, tehlikeden kaçan, çıkarlarında hasis yaratılıştadırlar. Kendilerine iyilik yaptıkça sizinle olurlar fakat tehlike baş gösterince herkes ortadan yok olur. İnsanlar yaratılıştan kötü oldukları için çıkar karşısında sevgi bağları yok olur. Oysa korku ile bağlanmış olanlar ceza tehdidi altında oldukları için bu bağlar kopmaz. Prens halkı öyle korkutmalıdır ki sevilmese bile nefret de uyandırmamalıdır. Halkın malına ve ırzına dokunulmazsa bu da sağlanabilir. Gerektiğinde sebepleri açıkça belirtilerek birinin kanına girilebilir ancak özellikle kimsenin malına dokunmamak gerekir çünkü insanlar babalarının kaybını unuturlar da mallarının kaybını unutamazlar...
Kendime not olarak yaptığım inceleme okuduğum kitap GünOrtasındaKaranlık ta vurgular olunca yapma ihtiyacı hissettim. Kendime hatirlatma niteliğindedir :-)))
Niccolo Machiavelli’nin 1513 yılında yazdığı Prens kitabı bir ülke yöneticisinin yani bir prensin nasıl olması gerektiğini anlatıyor ve ona tarihten ve tecrübelerinden yararlanarak öğütler veriyor. Ve tarihten örneklerle devlet yönetmek için gerekli olan kaideleri ve prenste olması gereken özellikleri atfetmiştir. Floransa’nın bu dünyasında yeniyi ve iyiyi arayan siyaset için bir tartışma ortamı yaratmıştır. Var olan düzeni sorgulamak ve değiştirmek amaçlanmıştır
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201820,3bin okunma
Kitapta özellikle ilgimi çeken bir bölüm oldu. Bölüm adı Prensliğin başına alçaklıkla geçenler üzerine. Sanırım bu bölüm yakın tarihimizi oldukça açık bir şekilde anlatan bir bölüm olmuş.
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201820,3bin okunma
Savaş, gerekli olduğu kişiler için haklıdır ve silahtan başka hiçbir umut kalmadığında silahlar kutsaldır.
Makyavelli iktidarın formülünü veriyor kendi penceresinden. Bunu açıklarken de amaca giden yolda her şeyin mübah olduğu-Makyavelcilik- düşüncesini savunuyor. Tartışmaya açık bir görüş olduğu aşikar.Bu düşüncesini Roma, Yunan ve bazı yerlerde de Türk tarihinden örneklerle pekiştirmeye çalışıyor. Tuzakları anlayabilmek için sizi tilki , kurtları korkutmak için de aslan olmaya davet ediyor. Kitap kafa karıştıracak kadar açıklamayla dolu. Bu okuma zevkinizi yarıda kesebilir. Böyle bir riske girmeyip açıklamaları -benim de yaptığım gibi- okumayabilirsiniz. Bunun dışında düşüncelerini örneklerle vermesi ve işin içine tarihi bilgileri de eklemiş olması sizi etkileyebilir. Herkese iyi okumalar temennisiyle.
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201820,3bin okunma
Niccolò di Bernado dei Machiavelli (3 Mayıs 1469 - 21 Haziran 1527), tarih ve politika biliminin kurucusu sayılan Floransalı düşünür, devlet adamı, askeri stratejist, şair, oyun yazarı. İtalyan Rönesans hareketinin en önemli figürlerindendir.
En ünlü eseri Prens'te, politik yazının tarihinde ilk kez iktidarın alınışı ve korunması gibi bir sorunu dinsel ya da ahlaki kaygıları dikkate almaksızın kendinde bir amaç olarak inceledi.
Tüm yaşamı boyunca İtalya'nın birliği ideali için mücadele verdi. Fikirleri politik yazında olduğu gibi yaygın düşünüşte de giderek büsbütün olumsuz ve ilkesiz bir politik hırsın anlatımı olarak görüldü, "Makyavelizm" terimi bir düşünce sisteminden çok "amaç için her yolu mübah gören" politikacının tutumunu anlatan suçlayıcı bir sıfat haline geldi. Yine de Diderot, Rousseau, Fichte ve Hegel gibi büyük düşünürler Machiavelli düşüncesinin olumlu yönünü açığa çıkarmaya çalıştılar. Hegel'e göre "Machiavelli'nin gayesi, yani İtalya'nın bir devlet mertebesine çıkarılması, bu yazarın eserinde tiranlığın haklı gösterilmesinden ve muhteris bir despot için imal edilmiş altın yıldızlı bir aynadan başka bir şey görmeyen bütün görme özürlülerce anlaşılamadan kalmıştır." Hegel O'nun yöntemini şöyle özetler: "Kangren olmuş uzuvlar lavanta suyuyla iyileştirilemez.".
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Niccolò_Machiavelli