Prens Hakkında Görüşlerim;
Devletler cumhuriyet ve prensliklerden oluşmakta. Bu kitapta da prenslikler konusu işlenmektedir. Dört grupta incelenen prenslikler mirasa dayalı, karma prenslikler, yeni
1513 gibi erken bir tarihte, başka hiçbir şeye benzemeyen hükümdarlara, iktidarı nasıl ellerinde tutacaklarını öğreten bir başucu kitabıdır Prens. İdeal bir Rönesans hükümdarı neye benzemelidir? Machiavelli'nin tartıştığı ana soru budur. Machiavelli'nin görüşüne göre, güçlü bir devlet için ön koşul, hükümetin gücünü ne pahasına olursa olsun herhangi bir yolla savunma yeteneğidir. Bu nedenle, devletin istikrarı garanti edildiği sürece, suç sayılacak tüm yollara, şiddete ve gerektiğinde ölümüe başvurulabileceğini ifade ediyor. Ancak Machiavelli acımasızlığı ve şiddeti kendi adlarına tam olarak savunmuyor, yalnızca devleti korumaya yönelik gerekli görüyor.
On altıncı yüzyılda, "Makyavelcilik" terimi doğdu: Bir "Makyavelci" günümüzdeki sözlere göre “siyasi hedeflerine ulaşmak için her tür aracı meşru sayan bir görüş" olarak tanımlanır o zamandan bu yana. Hitler ve Mussolini gibi diktatörlerin kitabı çok sevdikleri gerçeği, yazarı bugüne kadar itibarsızlaştırmaktan daha fazlasını yaptı.
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201820,3bin okunma
Bu kitap hakkında ne söylense eksik kalacaktır.
Söylediği fikirlere katıldığım için böyle düşündüğümü sanmayın sakın. Aksine hayatım boyunca ne kadar nefret ettiğim siyasi ideolojiler varsa hepsinin yaptığı rezillikleri dile getirip kendince sağlam bir temele dayandırmış.
Prens'in önemi şuradan gelmektedir. Yöneticilerin din, siyaset, ahlak ve yüce ülküler uğrana yaptıklarını söyledikleri zulüm ve alçaklıkları "siyaset ahlakında" meşru ve sıradan şeylermiş gibi dile getirmesidir. Yani "siz bunları o yüce ülküler için değil koltuğunuzu elinizde tutmak için yapıyorsunuz. Ama size hak veriyorum o koltuk için her şeyi yapabilirsiniz." der bize Makyavel.
Siyasetin ve yönetimin tüm kirli çamaşırlarını önümüze dökerek "Kral çıplak!" deme cesaretinde bulunduğu için yüzyıllarca eleştiri bombardımanına tutulan Makyavel, ilginçtir ki yine aynı kişiler tarafından siyasette örnek alınarak tüm söyledikleri yüce ülküler ardına saklanarak uygulanmıştır.
Üzerine 500 yıldır konuşulan bu kitap hakkında eğer kıyamet kopmazsa bir 500 yıl daha konuşulacağına eminim.
Dünya Tarihi ve en çok İtalya tarihinden birçok örnekle tezlerini anlatan yazarın bu siyaset tarihi alanındaki en önemli eserini özellikle siyasetin kirli yüzünü görmek isteyen okurlara tavsiye ederim.
Kitapta devlet yönetiminin başındaki prensin nasıl olması gerektiği hakkında geniş kapsamlı bilgiler var. Tespitlerin birçoğunun yerinde ve doğru olduğunu düşünüyorum. Her vatandaş kendi devlet yöneticisine belli erdemler yüklemek istese de iyi olduğunu varsaydığımız birçok yönetici aslında yeri geldiğinde kötü olmayı da bilir. Hatta zamanla bu kötü yönlerini göstermeden ya da inkar ederek iktidarını sağlamlaştırır.
Kitapta en doğru bulduğum tespitlerden biri "Halkın nefretini kazanmamak en iyi kaledir" sözü oldu. Gerçek ve güncel hayata baktığımızda da görürüz ki, en iyi yöneticilerin kalkanı her zaman halk ve halkın sevgisi olmuştur. Kitapta da söylenen "halk bir kere silaha sarıldı mı, halkın yardımına koşacak yabancılar her zaman bulunur." sözü bunu destekler nitelikte. Bu cümle bana bir de en kötü, en zalim yöneticilerin bile çoğu zaman yabancı bir yöneticiden daha iyi olduğunu düşündürdü.
Kitapta paralı ordular ve yardımcı ordular konusunda ki güvensizlik de doğru ve yerinde bir karar. Paralı ordular saf değiştirebilecek ordulardır. Yardımcı ordular ise, sizi onların kölesi haline getirir.
Kitabın ana fikrine ve bence en vurucu cümlesine gelecek olursak:
" Ve insanlar kendisini sevdiren birinden çok, kendisinden korkulan birine zarar vermeyi pek göze alamazlar."
Gerçekten de sevmek, sevilmeyi beklemek birine fırsat vermektir. Sevilmeyi bekleyen yönetici aynı oranda sevilmemeyi de bekleyecektir. Çünkü halkın yararına da olsa halka zıt olan bir düşünceyi paylaştığında halkın iradesine bağlı olan sevgi değişmeye başlayacaktır. Bu yüzden korku ve itibar her zaman halkın sevgisinin yanında hissettirilmelidir.
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201820,3bin okunma
Sanki uzun zamandır inceleme yazmıyorum, çünkü içimden yazmak gelmedi. İlgi alanımın olmadığı kitapları okumak yorucu olabiliyor, “Prens” gibi. Ne kadar sade bir üslupla yazılmış olursa olsun, tarzım
Tarih ve siyaset içerikli kitaplar okumayı pek sevdiğim söylenemez ancak bu kitabın edebi üslubuyla diğer ülkelerdeki prenslikler(yönetim) hakkında çeşitli bilgiler edindim.
Akıcı bir anlatımı var Machiavelli’nin, sıkılmadan bitireceğiniz bir eser.
Prens; 26 bölümden oluşuyor.Bölümler ahlak, siyaset,din,erdem, talih, özgür irade ve insan ilişkileri üzerine.
Okurken devlet yönetiminden, yönetimin nasıl olması gerektiğinden ya da olmaması gerektiğinden, bir prensin iktidardayken nasıl davranması/ davranmaması gerektiğinden tarihten örnekler vererek bahsedildiğini görürüz.
Kitabın 18.bölümündeki şu ifadeyi çok beğendim:
“Tuzakları tanımak için tilki, kurtları korkutmak için de askan olmak gerekir.”
(Bir prens hayvan doğasını iyi kullanabilmelidir. Bunun için aslan ve tilkiyi seçmelidir;çünkü aslan kendini tuzaklardan koruyamaz, tilki de kendini kurtlardan koruyamaz.)
Askeri güç, ruhban sınıf, bağımsızlık, devlet-birey-özgürlük ilişkilerini irdeleyen politik bir başyapıt olarak nitelendirilen Prens te Machiavelli, dünyanın en ünlü başyapıtlarından sayilan ve Hükümdar olarak da geçen eserinde bir hükümdarın, iktidarı ele geçirmek ve korumak adına neler yapması gerektiğini ele alır. Konuyu tarafsız olarak ele alan yazar hala geçerliliğini koruyan durumlarla kişinin bir hükümdar, bir kral ya da bir başbakan olması için neleri feda etmesi gerektiğini rahatsız edici gerçeklikle gözler önüne sermektedir kitapta...
Prens ya da Hükümdar, hem sevilen hem korkulan bir insan olmalıdır. Bu iki özellik bi arada bulunamıyorsa birinden vazgeçilecekse korkulan insan olmak iyidir çünkü insanlar genellikle nankör, değişken, ikiyüzlü, tehlikeden kaçan, çıkarlarında hasis yaratılıştadırlar. Kendilerine iyilik yaptıkça sizinle olurlar fakat tehlike baş gösterince herkes ortadan yok olur. İnsanlar yaratılıştan kötü oldukları için çıkar karşısında sevgi bağları yok olur. Oysa korku ile bağlanmış olanlar ceza tehdidi altında oldukları için bu bağlar kopmaz. Prens halkı öyle korkutmalıdır ki sevilmese bile nefret de uyandırmamalıdır. Halkın malına ve ırzına dokunulmazsa bu da sağlanabilir. Gerektiğinde sebepleri açıkça belirtilerek birinin kanına girilebilir ancak özellikle kimsenin malına dokunmamak gerekir çünkü insanlar babalarının kaybını unuturlar da mallarının kaybını unutamazlar...
Kendime not olarak yaptığım inceleme okuduğum kitap GünOrtasındaKaranlık ta vurgular olunca yapma ihtiyacı hissettim. Kendime hatirlatma niteliğindedir :-)))
Niccolo Machiavelli’nin 1513 yılında yazdığı Prens kitabı bir ülke yöneticisinin yani bir prensin nasıl olması gerektiğini anlatıyor ve ona tarihten ve tecrübelerinden yararlanarak öğütler veriyor. Ve tarihten örneklerle devlet yönetmek için gerekli olan kaideleri ve prenste olması gereken özellikleri atfetmiştir. Floransa’nın bu dünyasında yeniyi ve iyiyi arayan siyaset için bir tartışma ortamı yaratmıştır. Var olan düzeni sorgulamak ve değiştirmek amaçlanmıştır
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201820,3bin okunma
Kitapta özellikle ilgimi çeken bir bölüm oldu. Bölüm adı Prensliğin başına alçaklıkla geçenler üzerine. Sanırım bu bölüm yakın tarihimizi oldukça açık bir şekilde anlatan bir bölüm olmuş.
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201820,3bin okunma
01- Machiavelli için güç, yarım bırakılacak bir iş değildir. Eğer bir güç mücadelesine giriyorsan, hamleni rakibini tamamen saf dışı bırakacak şekilde yapmalısın.
02- İnsanları ya tamamen
Niccolò di Bernado dei Machiavelli (3 Mayıs 1469 - 21 Haziran 1527), tarih ve politika biliminin kurucusu sayılan Floransalı düşünür, devlet adamı, askeri stratejist, şair, oyun yazarı. İtalyan Rönesans hareketinin en önemli figürlerindendir.
En ünlü eseri Prens'te, politik yazının tarihinde ilk kez iktidarın alınışı ve korunması gibi bir sorunu dinsel ya da ahlaki kaygıları dikkate almaksızın kendinde bir amaç olarak inceledi.
Tüm yaşamı boyunca İtalya'nın birliği ideali için mücadele verdi. Fikirleri politik yazında olduğu gibi yaygın düşünüşte de giderek büsbütün olumsuz ve ilkesiz bir politik hırsın anlatımı olarak görüldü, "Makyavelizm" terimi bir düşünce sisteminden çok "amaç için her yolu mübah gören" politikacının tutumunu anlatan suçlayıcı bir sıfat haline geldi. Yine de Diderot, Rousseau, Fichte ve Hegel gibi büyük düşünürler Machiavelli düşüncesinin olumlu yönünü açığa çıkarmaya çalıştılar. Hegel'e göre "Machiavelli'nin gayesi, yani İtalya'nın bir devlet mertebesine çıkarılması, bu yazarın eserinde tiranlığın haklı gösterilmesinden ve muhteris bir despot için imal edilmiş altın yıldızlı bir aynadan başka bir şey görmeyen bütün görme özürlülerce anlaşılamadan kalmıştır." Hegel O'nun yöntemini şöyle özetler: "Kangren olmuş uzuvlar lavanta suyuyla iyileştirilemez.".
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Niccolò_Machiavelli