Kaçtığımız gerçeklerle, uzakta sandığımız acılarla ve “bana ne” dediğimiz hayatlarla okuru sürekli yüz yüze getiren; edebiyattan çok vicdanı hedef alan bir roman. Livaneli, Serenad’da dile getirdiği “Sen insanlara bakınca üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun. Peki sen ne görüyorsun? İnsan, sadece insan; seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.” düşüncesini burada da sürdürerek, insana yalnızca insan olarak bakmayı öğretiyor.
Anlatım sade ama etkisi ağır. Bitirdiğinizde rahatlamıyorsunuz; içinizde adı konmamış bir eksiklik, geçmeyen bir huzursuzluk kalıyor.