“Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişemeyeceğinden korkuyorum.”
Herhangi bir ekonomik değişikliğin insanoğlunun mutluluğu, ahlak anlayışı, zihin yapısı, tarihi üzerindeki etkilerinin ne olacağını bilmediğimiz için, propaganda ilkeleri geliştirilirken ihtiyatlı, hatta kuşkucu davranmaktan yanaydı kendisi. Çünkü tarihi yapan düşünceler değil, araçlardır, ayrıca ekonomik koşullar her şeyi değiştirir: sanatı, felsefeyi, aşkı, erdem anlayışını, hatta gerçeğin kendisini bile!
Ortada kesinlik de yok, yasa da. Eğitici türden propagandanın canı cehenneme. Edindikleri bilgiler çok sağlam da olsa, halkın ne bildiği önemli değil. Bizim için önemli tek şey, kitlelerin ne hissettikleridir. Duygunun olmadığı yerde eylem de olmaz.