İnsanı inanca ancak araştırma, bilim ve bilgi götürebilirdi; cehalet, dogmalar ve kuşkuların yadsınması değil. İnanç kör olamazdı, bilgiden geçmek zorundaydı. Hiçbir gerçek tartışılmaz sayılmamalıydı. Ortada hiçbir güvence olmadığı halde inanan insanları batıl inanç sahibi, kolay kandırılır, saf zihinler olarak görüyordu. İnanç, ancak bilgiye dayandığı zaman değerli olabilirdi.
"Matta'nın yirmi dördüncü babının otuz altıncı ayetini okuyun. Burada İsa zamanın sonu kehanetinde bulunur ve der ki: ' O günü ve saati, ne gökteki melekler, ne Oğul bilir; Baba' dan başka kimse bilmez.' Bu ayet, İsa' nın Tanrı olduğunu kabul eden Kutsal Üçleme kavramına ilişkin ciddi sorunlar doğurur. Eğer o Tanrı'ysa her şeyi biliyor olması gerekir. Oysa bu ayette İsa kıyametin gününü ve saatini bilmediğini itiraf ediyor. Bu nasıl mümkün olabilir? İsa Tanrı değil midir? Her şeyi bilmiyor mudur?
Sayfa 80 - A'râf Suresi 187. Ayet Türkçe meali : Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecek·Kitabı okudu