Yarın, ve Yarın, ve Yarın benim tesadüfen aldığım bir kitaptı. Raflarda gezerken kapağı dikkatimi çekti, arkasını okudum. Hikayenin genç yıllardan başlayan tesadüflerle dolu güzel bir aşk romanı olabileceği izlenimine kapıldım. Bu izlenimimden yola çıkarak Yılın Romanı seçilmesine şaşırdım ama yine de bir şans vermek istedim.
Söylemek isterim ki bu romanın izlenimimle yakından uzaktan alakası yok. Bence hikaye çok derinlenmesine işlenmiş ve karakterler artık hayatınızın bir parçası haline geliyorlarlar.
Yarın, ve Yarın, ve Yarın; hayatımda hakkında hiç yazı okumadığım ve dürüst olmak gerekirse pek de fanı olmadığım bilgisayar oyunlarını merkeze almış. Ve benim gibi, bir bilgisayar oyununun, insanın hayatında yaratabileceği etkinin ne kadar büyük olabileceği hakkında hiçbir bilgisi olmayan insanlar için inanılmaz bir bakış açısı sunuyor. Bir bilgisayar oyununun, oyunda binlerce kez yaşama şansı olan oyuncuların gerçek yaşamlarında yaşama ümitlerini kaybedip hayat oyununda oynamak istemediklerinde nasıl onları motive edebileceğini ve yaşama tutunmalarında yardımcı olabileceğini öğrendiğim gibi bazen de nasıl ellerinle kurduğun bu sanal hayatın, gerçek yaşamında senin tek olan canını elinden alabilecek kadar gerçek olduğu gerçeğini gördüm.
Yarın, ve Yarın, ve Yarın’da beni çok etkileyen 2 bölüm vardı. “””Dikkat: Burası SPOILER İÇERİR”””” Birincisi; Marks’ın komada olduğunu, gökyüzünde uçan bir kuşun vurulup kan kaybederek yere düştüğü betimlemesiyle öğrenmemiz. Ve Marks’ın bizlerle, düşünceleri yoluyla vedalaşması. Diğeri ise; Sadie ve Sam’in başka karakterlerle girdikleri sanal oyunda kurdukları ilişki ve konuşmayı kestikleri yıllar sonrasında tekrar iletişimlerini, hayatlarını bir araya getiren oyun yoluyla kurmaları ve oyun içinde bile oyun üretmeleriydi. Bence bu iki