"Sıradan... " diye mırıldandım. Belki de doğruyu söylüyordu. Başkalarıyla aynı olmak. Hiçbir eğriliği olmaksızın yaygın olmak. ;sıradan bir şekilde okula gitmek, sıradan bir şekilde mezun olup şansın yaver giderse üniversiteye de girmek, şöyle böyle bir iş bulup içine sinen bir kızla da evlenip aile kurarak çocuk sahibi olmak... Bu türden şeylerdi. "Dikkat çekmemelisin! " sözüyle uyumlu olan şeylerdi işte.
"Anneler ve babalar, çocuklarından çok şey isterler. Bunlar gerçekleşmeyince de sıradanlığı isterler. Bunun temel bir öğe olduğunu düşünürler. Gelgelelim sıradanlık, aslında gerçekleştirilmesi en zor olan niteliklerden biridir. "
Herkes "sıradan" ifadesini önemsiz bir şey olarak düşünür ve basitçe ağzına alırdı ama kelimenin barındırdığı sadeliğe hakkıyla sahip olan kaç kişi vardı ki?
İnsanlar uzaktayken elden bir şey gelmez deyip trajediye gözlerini kapatırlar ancak korktuklarını bahane ederek yanlarında olan olaylara da yaklaşmazlar. Acıyı paylaştıklarını söylerler ama hızlıca unutuverirler. Benim anladığım kadarıyla bunların hiçbiri hakikat değildi.
Ben, böyle bir hayat sürmek istemedim.
Bir defasında kavga ettiklerinde çocuklara öğüt verdim, dedim ki ben okuldayken coğrafya öğretmenim dünyanın bir portakal şeklinde olduğunu söylemişti. Ben daha on yaşına basmadan kimsenin bütün portakala sahip olamayacağını öğrendim. Kimse kendi payından fazlasına sahip olamaz, bazen kendi payının tamamını bile alamaz.