Kitap, Yalom’un uzun yıllara yayılan notlarının, klinik deneyimlerinin ve kişisel anılarının bir derlemesi niteliğinde. Ne kadar sürede yazıldığına dair net bir bilgi yok; ancak kitabın başından sonuna kadar Yalom’un da bu eserle kurduğu ilişkinin değişip geliştiği hissediliyor. Kitap Dili hep samimi ve içten.
Eser bir rüya ile başlıyor ve daha en başından itibaren kendini okura açtığı belli. Yalom’un birçok kitabını okumuş biri olarak, bu kitapta onun yazma süreçlerini okumak bana ayrı bir keyif verdi.
Daha önce okuduğum Nietzsche Ağladığında, Bugünü Yaşama Arzusu ve Spinoza Problemi gibi eserleri büyük ölçüde unutmuş olsam da, bu kitap sayesinde onları yeniden hatırlamak ve üzerine düşünmek, konuşmak benim için oldukça anlamlıydı. Yazarla ve diğer kitaplarıyla kurduğum bağı hatırlattı.
Ayrıca kitapta sıkça adı geçen Rollo May’in eserlerini edinmemi sağladı; bunun yanında daha önce tanımadığım bazı yazarları da not aldım. Bu yönüyle kitap, bana yalnızca Yalom’u değil, onun düşünce dünyasını ve bakış açısını da daha yakından tanıma fırsatı sundu. Oldukça kalın bir kitap olsa da sıkılmadan okudum. Diğer kitaplarını okuduktan sonra okumanızı tavsiye ederim.