Savaşçı, Tanrı'nın yalnızlığı, başkalarıyla nasıl birlikte yaşayacağımızı bize öğretmek amacıyla kullandığını öğrenmiştir.
Gazabı, bize barışın sonsuz değerini göstermek amacıyla kullanır Tanrı.
Can sıkıntısını, serüvenin ve içinden geleni yapmanın önemini vurgulamak amacıyla kullanır.
Tanrı sessizliği, sözcükleri sorumluluk duyarak kullanmayı bize öğretmek için kullanır.
Yorgunluğu, uyanmanın değerini bilelim diye kullanır.
Sağlıklı olmanın nasıl bir lütuf olduğunu anlayalım diye hastalığı kullanır.
Tanrı bize suyun anlamını öğretmek amacıyla ateşi kullanır.
Havanın değerini bilelim diye toprağı kullanır.
Hayatın önemini bize göstermek için de ölümü kullanır.
Işığın savaşçısı, bazı anların yinelendiğini bilir.
Aynı sorunların, aynı durumların durmadan karşısına çıktığını görür; bu durumların yinelendiğini görünce karamsarlığa kapılır, hayatta başarılı olamadığını düşünür.
‘Bütün bunları daha önce de yaşadım,’ der yüreğine.
‘Evet, sen bunları daha önce de yaşadın,’der yüreği ona. ‘Ama daha ötesine geçmedin.’
O zaman savaşçı, bu yinelenen deneyimlerin bir tek amacı olduğunu anlar: Öğrenmek istemediği şeyi kendisine öğretmek.