“Sürekli değil, ama çok sık düşünürüm onu. Hiçbir düşünüm yeterince sürekli değildir. Ama dün gece çok düşündüm onu, saatlerce; önem verdiğim uykumun düşman saatlerini onu düşünerek uyanık geçirdim… Bir mektup tasarlıyordum, bir zamanlar diyemediklerimi durmadan hep eş sözcüklerle yazıyordum kafamda.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Ben yıktım onu” diyorsun; ben de, senin kendini nasıl yiyip bitirdiğini görmüyor muyum? “Sokağa çıkınca rahat bir soluk alabiliyorum ancak” diyorsun; ama ben burda sıcacık odamda oturuyorum, sırtımda sabahlığım, ayağımda terlikler, rahatım, gözüm saatte… (Ne yapayım?
Saati izlemek zorundayım.)”
“Senin ateşinle yaşıyordum, yerden kesilmişti ayaklarım, uçuyordum; işte bu korkutuyordu beni, nedenini bilmeden korkuyordum, ne kadar havalandığımı bilmediğim için korkuyordum belki. İyi değildi bu durumum, ne benim için, ne de senin için iyi idi. Nitekim doğru bir söz, söylenmesi gereken doğru bir söz yetti beni sarsmaya, sendeledim, derken bir söz daha, tepesi üstü yuvarlanıyorum artık, gene de çok ağır oluyor, ayaklarım kim bilir ne zaman yere değecek? Söylenen bu “doğru sözlerin” neler olduğunu yazmayacağım, örnek vermek istemiyorum, hem neye yarar? Büsbütün allak bullak eder.”