seni beceriksiz, değersiz bir taksi şoförü yaptım ve yapamayacağını sandığın bütün o şeyleri sana ben yaşattım. Çünkü sen sıradanlığın en mükemmel örneğiydin, Ed. ve senin gibi biri bütün o insanlar için kalkıp o kadar şeyi yapabildiyse, belki de herkes yapabilir. belki de herkes yapabileceklerinin ötesine geçebilir.
yaşlı kadınla ilgili bir şey içime dokunmuştu. elleri uzanıp çay koyarken, sanki fincanı ile birlikte beni içime de bir şey dökmüştü. sanki elinde bir ip vardı ve içimi açmak için onu çekmişti. içeri girip kendinden bir parçayı bana bırakmış ve tekrar dışarı çıkmıştı. içimde bir yerlerde, bıraktığı şey hala hissediyordum.
üzgünüm: bu kelime, karşınızdaki kişinin acısını kendinizin gibi hissettiğinizi ve paylaştığınızı gösterirdi. Dolayısıyla bizi birleştirir, karşınızdaki kişi kadar çiğnenmiş, hırpalanmış hale getirdi. Özür dilemek birçok şeydi. Yeniden doldurulan bir çukur. ödenen bir borç. özür, yanlışların ardandan gelirdi. sonucun incitici bir yankısı. Tıpkı bilmenin hüzün olduğu gibi, özür dilemek hüzündü. özür dilemek bazen kişinin kendisine acımasıydı. Ama aslında özür dilemek kişinin kendisiyle ile ilgili değil, karşısındaki kişi ile ilgiliydi. kabul edilebilir ya da etmeyebilirlerdi. Özür dilemek kendinizi açığa çıkarmak, kucaklamaya, alay edilmeye veya intikam almaya açık hale getirmek demekti. özür dilemek bağışlanma dileyen bir soruydu, çünkü iyi bir yüreğin metronomu, her şey yoluna girip olması gerektiği hale gelene kadar yakışmazdı. özür dilemek olanı geri almak değil, olanları iletmekti. Boşluğu kapatmaktı. özür dilemek bir yemindi. bir adak.Bir hediye.