Kısa ama beni başta baya zorlayan bir kitap oldu. Hani okurken kim kimdi şimdi, Melek hangisiydi, Nihal kimdi derken karakterleri hemen oturtamadım, kafamda netleşmesi biraz zaman aldı.
Hikayeyi farklı kişilerin gözünden okuyoruz ve bence yazarımız özellikle bunu bilerek yapmış gibi geldi bana. Çünkü her şeyi tek bir kişinin gözünden vermek yerine, farklı insanların ağzından anlatınca ister istemez dağılıyorsun. Ama sonra o parçalar yavaş yavaş birleşti ve sayfalar akıp gitti.
Konuya gelince, dışarıdan bakınca bir cinayet hikayesi gibi ama aslında bambaşka bir şey. Bir kadının, yani Melek’in, o noktaya nasıl geldiğini okuyorsun. Kadınların bu ülkede yaşadığı baskıyı, sıkışmışlığı, görmezden gelinmeyi bir kadının hikayesi üzerinden özetliyor aslında…
Ve Melek’in bölümü… bence kitabın kalbi orası. Noktalama yok, kelimeler düzgün değil, cümleler bazen yarım gibi… Sanki biri karşında oturmuş da düzgün anlatamıyor ama içindekileri döküyor gibi. O dil, onun hayatını anlatıyor aslında. Eğitimini, yaşadıklarını, sıkışmışlığını… dümdüz yazılsa bu kadar hissettirmezdi.
Kısacası, başta biraz sabır istiyor ama devam edince insanı içine çeken, bittikten sonra da kafada dönüp duran bir kitap.
Kitaplarla kalın her daim