Byabooklover

Byabooklover
@Mizgintmn
Öğretmen
111 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 23:17
Hamnet kitabından çoğumuz aşinayız aslında yazara. Tabi okumayan bir ben kalmış olabilirim bu kitapla yazarın kalemiyle tanışma fırsatı buldum. Konusundan kısaca bahsetmek istiyorum.. Esme, ailesi tarafından genç yaşta akıl hastanesine kapatılıyor ve tam 60 yıl boyunca orada tutuluyor. Yıllar sonra hastane kapanınca Esme dışarı çıkıyor ve hikaye de başlıyor. Geçmişle şimdi arasında gidip gelerek hem Esme’nin başına ne geldiğini hem de ailenin sakladığı şeyleri yavaş yavaş öğreniyoruz. Yazım tarzı biraz zorlayıcıydı. Sürekli farklı karakterlerin iç seslerini okuyoruz, bir geçmişe gidiyoruz bir şimdiye geliyoruz. Bazen gerçekten odağım kaydı ama dürüst olayım, ben böyle beyni yoran kitapları seviyorum. O yüzden bırakmadım. Ama en çok zorlayan şey soy ağacıydı. Kim kimin nesi, kim neyi biliyor… kafamda oturtmakta baya zorlandım. Esme’nin 60 yıl boyunca tımarhaneye kapatılması zaten başlı başına sarsıcı. Başta tamamen haksızlık olduğunu düşündüm. “Bu kadın suçsuz yere kapatılmış” dedim. Ama ilerledikçe bir an ya gerçekten hasta olabilir mi? diye de düşünmedim değil. Hatta bir noktada şizofren olma ihtimaline ikna oldum. Bu ikilem beni baya düşündürdü açıkçası. Kitabı bitirdim ama hâlâ “Esme nasıl yok oldu?” sorusunun cevabı yok bende. Gerçekten ne oldu? Kim kimin hayatını çaldı? Hiç net değil. Aslında kitap akıcı ve sürükleyici ama ben kendimi tam veremedim o yüzden biraz uzun sürdü bitirmem. Belki daha odaklı okusaydım bazı şeyler daha net olurdu.
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20242,949 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·675 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 20:58
Bir kitabı okurken bu kadar aktif olduğumu, üzerine bu kadar kafa yorduğumu, deliler gibi notlar aldığımı hatırlamıyorum. Hatta size kitabı nasıl anlatacağım üzerine bile fazlasıyla düşündüm. Umarım başarabilirim. Yazarımız, yaşamımıza dair aklınıza gelebilecek hemen her konuya değinmiş: dinden siyasete, aileden iş arkadaşlarımıza, doğadan var oluş sebebimize kadar… Ama tahmin edersiniz ki, bunların hiçbiri olumlu yargılar içermiyor. Zaten kitabın adı “HUZURSUZLUĞUN KİTABI” olunca, başka ne beklenirdi ki? Üzerine çokça düşündüğüm, irdelediğim ama tam anlamlandıramadığım pek çok konuda gerçekten gözümü açtı ve bir anlamda hayatıma yön verdi. Bir insanın her şeyin bu kadar bilincinde olması sağlıklı mı? Yoksa hiçbir şeyi sorgulamadan yaşamak daha mı kolay? Bana katılır mısınız bilmiyorum ama ben şu sonuca vardım: Bernardo, her şeyin bilincinde olduğu için mutsuz ve huzursuz. Peki o zaman gerçekten cahillik mutluluk mu getirir? İnsanların arasında yaşarken bile kendini yabancı hissetmenin, ait olacak bir yer bulamamanın ve zaman zaman kendi varlığını bile sorgulamanın ne demek olduğunu tokat gibi çarpıyor yüzümüze. Kitap, isminin hakkını sonuna kadar veriyor. Okudukça huzursuz oluyorsunuz. Sanki hepimiz bir oyunun içindeyiz, bize roller biçilmiş ve biz de o rolleri en iyi şekilde oynamaya çalışıyoruz. Bize ait olmayan ama sebepsizce kabullendiğimiz kurallardan ibaret hayatlar yaşıyoruz. Pessoa gerçekleri yüzünüze vurdukça sıkılacaksınız. İnkâr etmek isteyeceksiniz. Ama en sonunda “ben de böyleyim” demeye kendinizi ikna olmuş bulacaksınız (benim gibi). Hani herkes uyur, sen tek başına kalırsın ve sebepsiz yere bir şeyleri sorgulamaya başlarsın ya… İşte bu kitap tam olarak o anların kitabı. Belki de bu yüzden kitabın büyük bir kısmını gece yarısından sonra
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,5bin okunma
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Kısa ama beni başta baya zorlayan bir kitap oldu. Hani okurken kim kimdi şimdi, Melek hangisiydi, Nihal kimdi derken karakterleri hemen oturtamadım, kafamda netleşmesi biraz zaman aldı. Hikayeyi farklı kişilerin gözünden okuyoruz ve bence yazarımız özellikle bunu bilerek yapmış gibi geldi bana. Çünkü her şeyi tek bir kişinin gözünden vermek yerine, farklı insanların ağzından anlatınca ister istemez dağılıyorsun. Ama sonra o parçalar yavaş yavaş birleşti ve sayfalar akıp gitti. Konuya gelince, dışarıdan bakınca bir cinayet hikayesi gibi ama aslında bambaşka bir şey. Bir kadının, yani Melek’in, o noktaya nasıl geldiğini okuyorsun. Kadınların bu ülkede yaşadığı baskıyı, sıkışmışlığı, görmezden gelinmeyi bir kadının hikayesi üzerinden özetliyor aslında… Ve Melek’in bölümü… bence kitabın kalbi orası. Noktalama yok, kelimeler düzgün değil, cümleler bazen yarım gibi… Sanki biri karşında oturmuş da düzgün anlatamıyor ama içindekileri döküyor gibi. O dil, onun hayatını anlatıyor aslında. Eğitimini, yaşadıklarını, sıkışmışlığını… dümdüz yazılsa bu kadar hissettirmezdi. Kısacası, başta biraz sabır istiyor ama devam edince insanı içine çeken, bittikten sonra da kafada dönüp duran bir kitap. Kitaplarla kalın her daim
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,5bin okunma
7/10
·479 syf.··
2026 32. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 14:16
Kitabımızın konusu bayağı tuhaf dostlar… Çiçikov diye bir adam var, gidip köy köy dolaşıyor ve ölmüş köylülerin isimlerini satın alıyor. Evet, bildiğiniz ölü insanlar. Çünkü sistemde hala yaşıyor görünüyorlar ve Çiçikov bunu bir tür dolandırıcılık planına çeviriyor. Kağıt üstünde zengin görünmek istiyor. Yazarımız, sanki bir karakter üzerinden resmen dönemin Rusya’sının bir portresini çizmiş. Hani böyle dışarıdan bakınca herkes kendi halinde, ama biraz yaklaşınca herkesin garip bir tarafı var ya… Gogol bunu inanılmaz iyi yakalamış. Mesela köy sahipleri… Her biri ayrı bir karakter. Biri aşırı cimri, biri boş konuşuyor, biri kendini olduğundan büyük görüyor. Bunlar abartı gibi dursa da bir yerden sonra böyle insanlar gerçekten var ya diyorsun. Sanki Gogol oturmuş tek tek gözlemlemiş de yazmış gibi. Çiçikov aslında klasik bir kötü adam gibi değil, daha çok sistemin içinden çıkmış biri gibi. Hani böyle dürüst olursam ezilirim kafası vardır ya, tam o. Bu düzene uyum sağlamaktan başka şansı yok gibi. O yüzden baş karaktere kızamadım okurken. Çünkü diyorsun ki, bu adam tek başına sorun değil, sistem böyle. Yazarla İlgili Gogol, bu hikayeyi aslında üç cilt olarak planlıyor. Ama ikinci cildi yazdıktan sonra yakıyor. Evet, bildiğin kendi yazdığını yok ediyor. Bunun nedeni de biraz karışık… Gerçekliğinden tam emin değilim ama arkadaşı Puşkin’in ölümünden sonra ruhsal bunalıma girdiği söyleniyor. Daha dini ve içe dönük bir ruh haline giriyor. Yazdıklarının yeterince ahlaki olmadığını düşündüğünden ikinci cildi birkaç kere yakıp tekrardan yazdığı söyleniyor. Sonradan o ikinci ciltten kurtarılan parçalar yayımlanıyor ama tam bir bütün değil, yani hikaye aslında yarım kalmış. Ama şunu söyleyeyim, kitap akıyor mu? Akıyor. Fakat aynı zamanda insanı zorluyor da. Çünkü sürekli
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 14:14
Bu kadar dolu dolu yoğun bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Her cümlesi düşünmeye iten not alma isteği uyandıran bir kitap bu yüzden de çapraz okumayla yaklaşık bir ayda bitirebildim. Bakın 143 sayfa ama bir çırpıda bitirebileceğiniz çerezlik bir kitap değil inceliğine aldanmayın lütfen.. Hani bazen bir şeyi bırakamazsın ya, bir insan olur, bir durum olur… işte o “neden bırakamıyorum?” sorusunu kurcalıyor sürekli. Bana ne kattı ? Vazgeçmek aslında kötü bir şey değilmiş. Biz sadece yanlış anlamışız. Her tutunduğumuz şey de bize iyi gelmiyormuş. Kendimize biraz daha dışarıdan bakmamızı, neye neden bağlı olduğumuzu, gerçekten istiyor muyuz yoksa vazgeçmek istemediğimiz şeyler sadece bir alışkanlık mı ? bunları ve fazlasını düşündüren sorgulatan harika bir eser. Unutmayın ki her vazgeçiş, içimizde yer açan bir başlangıçtır. Kafa yoruyor ama boşuna değil, gerçekten bir şey bırakıyor insanda. Size tavsiyem okumak için okumayın yavaş yavaş sindirerek okuyun. Kitaplarla kalın her daim
Vazgeçmek ÜzerineAdam Phillips · Ayrıntı Yayınları · 2024207 okunma