söylemek istediğim bir şey var sana. Eğer bir gün aşkla tanışma şerefine nail olan şanslı azınlığa dahil olursan sakın bırakma aşkını ve eğer sen annesi ya da babasıysan bir çocuğun bil ki çocukların senin malın değil. Onlar sana Rabbin emaneti. Sakın doğrularını ona dayatmaya çalıima, aşkına karşı çıkma. Bırak yaşasın doya doya...
böyledir işte hayat, sen hayal kurarsın, plan yaparsın. Sonra bakarsın o ciğercide tek başınasın, gözyaşın yediğine karışmş, yalnızlık iliklerine işlemiş kalmış. gördüğün her esmer erkek çocuğuna özlemle bakarsın bir oğlumuz olsaydı eğer benzer miydi diye geçirirsin içinden. Diyarbakır'ın sokaklarına, taşına, toprağına sürersin ellerini, bir zamanlar burada koşmuş, oynamış dersin, şehirde karşılaştığın her gözde onun gözlerini arar ama bulamazsın. okuduğu ilkokula gider, sırayı, sandalyeyi seversin. Kürtçe öğrenirsin bir gün ona ana dilinde şiirler okuyacağını hayal ederek. Halay öğrenirsin, kavuşmak nasip olursa düğününüzde davul çalacağım dersin. Diyarbakır'ın adını duysan gözlerin dolar, haritayı alır eline her gece okşarsın memleketinin adını yazan minik mor parçacığı... En kötüsü de bu kadar çok sevmişken birini, şimdi nerede olduğunu bile bilmezsin.