Birisini kaybettikten sonra, ona sarılma ihtiyacı hissettiğin bir an olur. Bu an belki ertesi sabah belki dört sene sonra gelir ama muhakkak gelir. İşte ben öyle bir anda, sırtımı döndüm dünyaya herkes oradaydı sen yoktun. Herkesin çokluğu senin yokluğun kadar etmiyordu.
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, yine aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim de bir ruhumun bulunduğunu öğrettin.
Dünyada tek bir insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkan olmadığını hissediyordum. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.