Dili olsa da söylese ağaç
Bir kalem verdim bir kağât
Sadece bunları mı yazabildi bu zaat
Bunun uğruna mı öldü bu ağaç
Kimsenin anlamayacağı müphem bir zanaat...
;fakat gözyaşları aynı nispette çoğalmıştı.En ufak bir ses çıkarmıyor,göğsü herhangi bi hıçkırıkla sarsılmıyordu.Dünyada bu kadar rahat,bu kadar sükûn çinde ağlanabileceğini tasavvur edemezdim.
Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz?
Düpedüz,sarıl bana dedikten sonra sarılmanın ne anlamı kalır."
𝟑𝟏.𝟏𝟐.𝟐𝟎𝟐𝟒
Herkes gibi yaşasaydım eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi
avutmaya beni. Bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise,bir yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, var olmaya,dar çevre yitiklerinde önem kazanmaya...
Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. Öyle bir tüketmek
ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dalgınlığımdan her döndüğümde...Bir ben ki tüm ilişkilerin perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay yakınlıklarına insanların. Kim kimi ne kadar anlayabilir
Ömür Hanım?