M

M
@Mltmm_
Allah'a kulluktan kaçınanlar; sınırsız mercilere kullukta bulunma zilletine düşerler. Hevalara, şehvetlere ya da vehim ve hurafelere ibadet etmek suretiyle zelil duruma düşerler. Kendileri gibi insanlara kullukta bulunurlar. Onların önünde eğilerek, hayatlarına onların kanunlarıyla, nizamlarıyla, değerleriyle ve ölçüleriyle hükmetmelerine izin vermek suretiyle, kendileri gibi beşeri güçlere ibadet etme zilletini yaşarlar. Onlar ve bunlar Allah (Subhabehu ve Tealâ)'nın önünde eşit oldukları halde birbirlerini Allah'tan başka rabbler edinirler. Bu, dünyada yaşadıkları alçaklık ve zillettir. Ya ahirette?...
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"... Bir şey yaratamadıkları halde kendileri yaratılıp duran ve başkasına yardım etmeye güç yetiremedikleri halde kendileri yardıma muhtaç olan şeyleri mi Allah'a ortak koşuyorlar? "
Din
"Kör," kainatta gözünün önüne saçılmış, yayılmış olmasına rağmen, Allah'ın Birliğine delalet eden sayısız ayetlerin hiçbirini görmeyen kişidir. Öte yandan "gören" kişi, kainatın her zerresinde, bir çimen, bir ağaç yaprağında kendisini yaratanı gösteren ayetleri görendir.
Din
Hiçbir veli, hiçbir melek, gücü ya da etkisi ne kadar yüksek olursa olsun, O'nun izni olmaksızın o yüce mahkemede tek kelime edemez. Bu yüzden Allah 'tan gayrısına bel bağlayıp bu tür şefaatçılar (yahut aracılar) edinerek, onların kendilerini ahiret gününün azabından koruyacakları umuduyla bu dünyada rahat rahat günah işleyenler, ne kadar akılsızca davrandıklarını anlayacakları için nihayette hayal kırıklığına uğrayacaklardır.
Din
Kur'an, her devirde insanları yanlış yollara sevketmiş olan müşriklerin bir yanlış anlamasına karşı çıkmaktadır. Onlar Allah'ın kendilerinden çok uzaklarda ve bu yüzden de onu dünya kralları gibi yaklaşılmaz olduğunu sanıyorlardı. Krallara yaklaşmanın tek yolu, onların huzuruna çıkabilen ve arzıhal sahiplerinin dileklerini sunabilen ve aldığı cevabı geri iletebilen aracılardı. Dolayısıyla zanlarınca Allah'a ettikleri duayı iletecek ve kabul olup olmadığını bildirecek aracılar gerekiyordu. Bunun açıkça batıl olduğu ortadadır. Bu inancı teşvik edip haklılaştıranlar, kendileri olmaksızın Allah'a ulaşmanın, dualara karşılık almanın mümkün olmadığını ileri süren bir takım uyanık tiplerdi. Dolayısıyla sıradan insanlar Allah'a ulaşmak için böylesi kutsal varlıkların peşine düşmeliydi. Böylece, çeşitli hediyeler sunarak Yüce Makam'a iletilmek üzere isteklerini bildirdikleri ve arzıhallerini iletmede oldukça hünerli olan kimselerin emrine girmeye başladılar. Bu yanlış anlama sonucu bir aracılar güruhu oluşup, ruhbanlık düzeninin kurulmasına yol açtı. Bu sistem cahili müşrik inanç izleyicilerini öylesine ablukaya almıştı ki, doğumdan ölüme kadar herhangi bir dini töreni bizzat icra edemez duruma gelmişlerdi. Şimdi Hz. Salih'in (a.s) müşriklerin batıl inancını geçersiz kılan kısa cevabı üzerinde duralım. Cevap şudur: "Allah yakındır (karib). Bu yüzden O'nun yardımını herhangi bir aracının yardımı olmaksızın doğrudan isteyin. Evet. O yüceler yücesidir, ama herbiriniz O'nu isteklerinizi fısıltıyla bile ileteceğiniz yakınlıkta bilmelisiniz kendinize. Hatta isteklerinizi gizlice bildirebileceğiniz gibi açıkça da bildirebilirsiniz O'na. Dolayısıyla aracılar edinme, onları bu işe ortak koşma aptallığından vazgeçin ve dualarınızı, sizin en yakınınızda olan ve isteklerinize karşılık
Din